KÜRT HALKININ ÖNDERİ ÖCALAN’I İTİBARSIZLAŞTIRAMAZSINIZ

Abdullah Öcalan’a yönelik itibarsızlaştırma girişimleri yeni değildir. Kürt özgürlük hareketinin güç kazandığı ve Öcalan’ın siyasal etkisinin öne çıktığı dönemlerde düşüncelerini tartışmak yerine kişiliğini hedef alan, kendisine ait olmadığı belirtilen söz ve iddiaları dolaşıma sokan çevreler hep oldu.

KÜRT HALKININ ÖNDERİ ÖCALAN’I İTİBARSIZLAŞTIRAMAZSINIZ

Oysa Öcalan’ı değerlendirmek için önce şu soruya cevap vermek gerekir:

Nasıl bir Kürt toplumu devralındı ve yarım asırlık mücadeleden sonra nasıl bir toplumsal ve siyasal gerçeklik ortaya çıktı?

Öcalan’ın politik önderliği bu iki nokta arasındaki büyük dönüşümde aranmalıdır.

İNKÂR EDİLEN BİR HALKTAN ÖRGÜTLÜ BİR GÜCE

1970’lerin Türkiye’sinde Kürt inkâr edilmiş, yok sayılmış ve kendi kimliğiyle tarih sahnesinde var olması engellenmeye çalışılmıştı.

Öyle bir toplumsal ortam yaratılmıştı ki insanlar Kürt kimliğini ifade etmekten çekinir, kimi zaman kendi kimliğini gizlemek zorunda hisseder hâle gelmişti.

Mesele yalnızca siyasal hakların bulunmaması değildi.

Bir halka kendi kimliğinin değersiz olduğu duygusu benimsetilmeye çalışılıyordu.

Öcalan ve arkadaşlarının yola çıktığı toplumsal gerçeklik buydu.

Elbette Kürtlerin özgürlük mücadelesi Öcalan ile başlamadı. Ondan önce de isyanlar, direnişler ve büyük bedeller vardı. Fakat bu mücadelelerin önemli bölümü bölgesel kaldı ve ağır biçimde bastırıldı.

Öcalan ve arkadaşlarıyla birlikte ise farklı bir dönem başladı.

Ankara’da küçük bir grupla başlayan siyasal arayış zaman içerisinde milyonlara ulaşan örgütlü bir harekete dönüştü.

Önderlik tam da burada ortaya çıkar: Öfkeyi bilince, bilinci örgütlenmeye, örgütlenmeyi toplumsal ve siyasal güce dönüştürebilmek.

BİR GRUP İNSANDAN MİLYONLARA

Bugün ortaya çıkan tabloyu görmeden Öcalan’ın tarihsel rolünü değerlendiremezsiniz.

Bir zamanlar kimliğini ifade etmekten çekinen bir toplumdan; bugün dört parçada siyasal bilinç geliştiren, Avrupa’da örgütlenen ve milyonlara ulaşan büyük bir Kürt toplumsal gerçekliğine gelindi.

Gazeteler oluştu.

Basın-yayın kurumları gelişti.

Kültür merkezleri kuruldu.

Kadın ve gençlik örgütlenmeleri ortaya çıktı.

Sivil toplum kurumları ve dernekler oluşturuldu.

Avrupa’da güçlü bir Kürt diasporası gelişti.

Kürtler yaşadıkları ülkelerde kendi kimlikleriyle örgütlenmeye, siyaset yapmaya ve Kürt meselesini uluslararası kamuoyuna taşımaya başladılar.

Bütün bunlar elbette tek bir kişinin eseri değildir. Bu tarih binlerce insanın emeği, mücadelesi ve ödediği ağır bedellerle yaratıldı.

Ancak bu büyük toplumsal dönüşümde Abdullah Öcalan’ın kurucu, ideolojik ve yönlendirici politik önderlik rolünü yok saymak da mümkün değildir.

Bir politik önderi değerlendirirken yalnızca söylediklerine değil, toplum üzerinde yarattığı sonuca bakılır.

Öcalan’ın tarihsel etkisi de burada aranmalıdır.

DÖRT PARÇADA GELİŞEN SİYASAL BİLİNÇ

Öcalan’ın düşünsel ve siyasal etkisi zaman içerisinde Türkiye sınırlarının dışına çıktı.

Kürtlerin yaşadığı dört parçanın her birinin kendi tarihi, örgütleri ve farklı siyasal koşulları vardır. Ancak son yarım yüzyılda Kürtlerin birbirlerinin mücadelelerinden daha fazla haberdar olduğu, birbirlerinin kazanımlarını sahiplendiği ve ortak bir Kürt siyasal bilincinin güçlendiği de bir gerçektir.

Bu nedenle Öcalan’ı yalnızca bir örgütün lideri olarak değerlendirmek eksik kalır.

Kendi kimliğinden uzaklaştırılmaya çalışılmış bir halkın dört parçada siyasal bilinç kazanmasında etkili olmuş bir politik önderlikten söz ediyoruz.

KADINI SİYASETİN ÖZNESİ HÂLİNE GETİREN DÖNÜŞÜM

Bu dönüşümün en önemli alanlarından biri kadın mücadelesidir.

Bugün Kürt siyasal hareketinde kadın milletvekilidir, belediye başkanıdır, parti yöneticisidir, örgütleyicidir ve karar mekanizmalarının içerisindedir.

Bu kazanımların esas sahibi kuşkusuz mücadele eden kadınların kendileridir.

Ancak Öcalan’ın kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün temel koşullarından biri olarak gören yaklaşımının Kürt hareketinin siyasal kültüründe yarattığı etki de görmezden gelinemez.

Bu, Öcalan’ın politik önderliğinin yarattığı düşünsel dönüşümün önemli parçalarından biridir.

ÖCALAN AYNI YERDE KALMADI

Politik önderlik yalnızca bir hareketi başlatmak değildir. Değişen tarihsel koşulları okuyabilmek ve gerektiğinde kendi siyasal yaklaşımını değiştirebilmektir.

Öcalan, 1970’lerin klasik ulusal kurtuluş anlayışından yola çıktı ancak zaman içerisinde farklı bir siyasal paradigma geliştirdi.

Ulus devlet yerine demokratik konfederalizm;

merkeziyetçilik yerine yerel demokrasi;

erkek egemen anlayışın karşısına kadın özgürlüğü;

doğanın sınırsız sömürülmesinin karşısına ekolojik toplum;

çatışmanın karşısına demokratik siyaset, diyalog ve müzakere arayışını koydu.

Bir politik önderin gücü yalnızca mücadeleyi başlatmasında değil, tarih değiştiğinde mücadele biçimini değiştirebilmesinde de ortaya çıkar.

26 YILDIR İMRALI’DA, AMA SİYASAL ETKİSİ DEVAM EDİYOR

Öcalan 1999’dan beri İmralı’da tutuluyor.

Çeyrek asrı aşan bu süreye rağmen Kürt meselesinde ne zaman ciddi bir çözüm, diyalog veya müzakere tartışması ortaya çıksa Öcalan’ın adı yeniden siyasal gündemin merkezine geliyor.

Bu durum bile politik etkisinin devam ettiğini göstermektedir.

Bir insanı fiziksel olarak bir adada tutabilirsiniz; fakat milyonların zihninde ve siyasal hafızasında karşılık bulmuş bir düşünceyi aynı yere hapsedemezsiniz.

Bugün Öcalan’ın demokratik çözüm, siyaset ve barış üzerinde durması da onun önderliğinde yaşanan dönüşümün devamıdır.

ELEŞTİRİ BAŞKA, İTİBARSIZLAŞTIRMA BAŞKADIR

Elbette hiçbir siyasal lider eleştirinin üzerinde değildir.

Ancak eleştiri ile itibarsızlaştırma birbirine karıştırılmamalıdır.

Eleştiri düşüncenin karşısına düşünce koyar.

İtibarsızlaştırma ise kişiliği hedef alır, dedikodu ve doğrulanmamış iddialarla siyasal bir tarihi küçültmeye çalışır.

Öcalan’ın düşüncelerine karşı olanlar kendi siyasetlerini ve düşüncelerini ortaya koyabilirler.

Fakat kişisel saldırılarla yarım asırlık toplumsal dönüşümü ortadan kaldırmak mümkün değildir.

ŞİMDİ MÜCADELENİN YENİ DÖNEMİ

Bugün Kürtlerin önündeki mesele yalnızca kimliklerini ifade etmek değildir.

Yarım asırlık mücadeleyle ortaya çıkan siyasal ve toplumsal bilinci demokratik ve hukuki kazanımlara dönüştürmek gerekiyor.

Ana dilin güvenceye alınması;

demokratik siyasetin güçlendirilmesi;

yerel demokrasinin geliştirilmesi;

kimliğin hukuki güvenceye kavuşması;

ve onlarca yıldır yaşanan acıların yeni kuşaklara bırakılmaması gerekiyor.

Bu nedenle yeni dönem daha az mücadele değil, başka biçimde ve daha güçlü bir demokratik mücadele gerektiriyor.

Siyaset daha fazla çalışmalıdır.

Diplomasi daha fazla çalışmalıdır.

Sivil toplum daha fazla çalışmalıdır.

Kürtler kendi meselelerini Türkiye toplumuna ve dünyaya daha güçlü anlatmalıdır.

Daha önce söylediğim gibi:

Yeni dönemde her Kürt biraz siyasetçi, biraz diplomat olmak zorundadır.

Dün bu mücadeleye on dakika ayırıyorsak bugün yirmi dakika ayırmalıyız.

Çünkü silahların sustuğu yerde mücadele sona ermez.

Silahların sustuğu yerde siyaset daha fazla çalışmak zorundadır.

KÜRT HALKININ ÖNDERİ ÖCALAN’I İTİBARSIZLAŞTIRAMAZSINIZ

Sonuçta tarihsel tablo ortadadır.

Bir zamanlar inkâr edilen, yok sayılan ve kendi kimliğini ifade etmekten çekinir hâle getirilen bir halktan; bugün dört parçada örgütlenen, Avrupa’da kurumsallaşan, milyonlara ulaşan ve Ortadoğu siyasetinde görmezden gelinemeyen bir toplumsal gerçekliğe gelindi.

Bu tarih binlerce insanın emeğiyle, fedakârlığıyla ve ağır bedelleriyle yazıldı.

Fakat bu büyük dönüşümün kurucu ve yönlendirici politik önderlerinden birinin Abdullah Öcalan olduğu gerçeğini de yok sayamazsınız.

Önderlik bir unvan değildir.

Önderlik; bir halkın kendisine bakışını değiştirebilmek, kimlik bilinci yaratabilmek, o bilinci örgütlü güce dönüştürebilmek ve yıllar sonra bile toplumun geleceğine ilişkin siyasal yön gösterebilmektir.

Öcalan’ın tarihsel ağırlığı da burada yatmaktadır.

Bu nedenle kişiliğine saldırarak, dedikodular üreterek veya tarihsel rolünü küçültmeye çalışarak Öcalan’ı itibarsızlaştıramazsınız.

Çünkü bir kişiyi hedef alabilirsiniz; ama bir halkın hafızasında karşılık bulmuş yarım asırlık politik önderlik gerçeğini silemezsiniz.