33 yıldır kapanmayan dosya Cumartesi Anneleri Fethi Ildır için adalet istedi

Cumartesi Anneleri, 1119’uncu hafta buluşmasında 1993 yılında 18 yaşındayken kaybedilen, günler sonra ağır işkence izleri taşıyan cansız bedeni bulunan Fethi Ildır’ın dosyasını gündeme taşıdı. Ailenin şüphelilerin isimlerini yıllar önce savcılığa bildirdiğini, bazı isimlerin soruşturma evrakına da şüpheli olarak girdiğini hatırlatan kayıp yakınları, buna rağmen dosyada etkili bir adli süreç işletilmediğini belirtti. Yargıya yapılan çağrıda, “Zaman, suçu da devletin sorumluluğunu da adalet hakkımızı da ortadan kaldırmaz” denildi.

33 yıldır kapanmayan dosya  Cumartesi Anneleri Fethi Ildır için adalet istedi

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması ve sorumluların yargılanması talebiyle sürdürdükleri mücadelenin 1119’uncu haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.

Kayıp yakınları ve insan hakları savunucularının katıldığı buluşmada bu hafta, Eylül 1993’te 18 yaşındayken kaybedilen ve daha sonra cansız bedeni bulunan Fethi Ildır’ın dosyası kamuoyunun gündemine taşındı.

Basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Eren Keskin okudu.

Açıklamanın merkezinde yalnızca Ildır’ın öldürülmesi değil, aradan geçen 33 yılda dosyanın nasıl yürütüldüğü de vardı.

Cumartesi Anneleri, aile tarafından şüphelilerin isimlerinin savcılıklara bildirilmesine ve bu isimlerden bazılarının soruşturma evrakında yer almasına rağmen etkili bir soruşturma yürütülmediğini savundu.

18 yaşında evden çıktı, bir daha dönmedi

Şırnak’ın İdil ilçesinde yaşayan Fethi Ildır, Eylül 1993’te Cizre’ye gitmek üzere evinden ayrıldı.

Cumartesi Anneleri’nin aktardığı tanık anlatımlarına göre Ildır, Kuştepe köyünde Hizbullah’a yakın oldukları belirtilen ve aynı zamanda köy koruculuğu yapan kişiler tarafından alıkonuldu.

Haber alamayan ailesi karakollara, savcılıklara ve resmi makamlara başvurdu. Ancak aileye, Fethi Ildır’ın gözaltına alınmadığı ve kayıtlarda adına rastlanmadığı bildirildi.

Ailenin arayışı sürerken, 19 Eylül 1993’te Ildır’ın cansız bedeni Cizre-İdil karayolunun yaklaşık üç kilometre uzağında bulundu.

Açıklamada, 18 yaşındaki Ildır’ın bedeninde ağır işkence izlerinin bulunduğu, el ve ayaklarının bedeninden ayrıldığı belirtildi.

Baba Ildır savcılığa başvurdu, şüphelilerin isimlerini verdi

Fethi Ildır’ın babası Hüseyin Ildır, oğlunun kaçırılarak öldürülmesinin ardından İdil ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurdu.

Baba Ildır, oğlunun kaçırılması ve öldürülmesinden, Hizbullah örgütüyle bağlantılı olduklarını ileri sürdüğü ve aynı zamanda köy koruculuğu yapan kişilerin sorumlu olduğunu bildirdi.

İdil Cumhuriyet Başsavcılığı, 2000/285 hazırlık numarasıyla soruşturma başlattı.

Suçun işlendiği belirtilen Kuştepe köyünün Cizre’ye bağlı olması nedeniyle savcılık, 16 Ekim 2000 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

Cumartesi Anneleri’nin paylaştığı bilgilere göre yetkisizlik kararında Mehmet Şerif Tanrıverdi, Cemal Gözüncü, Behrem Gözüncü ve Süleyman Güngör şüpheli olarak gösterildi.

Böylece ailenin sorumlu olduklarını ileri sürdüğü bazı isimler resmi soruşturma evrakında da yer aldı.

Şüpheliler dosyadaydı, soruşturma “faili meçhul” olarak yürütüldü

Dosyanın sonraki seyri, Cumartesi Anneleri’nin 1119’uncu hafta açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri oldu.

Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, 1993/492 soruşturma numaralı dosyada olayı “faili meçhul” kapsamında ele aldı ve 2003 yılında daimi arama kararı verdi.

Aile ise soruşturmanın sonuçsuz kalması üzerine hukuk mücadelesini sürdürdü.

19 Mart 2009’da aile avukatları aracılığıyla Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden başvuruldu.

Başvuruda Fethi Ildır’ın kaçırılması, işkenceye maruz bırakılması ve öldürülmesinin örgütlü suç kapsamında değerlendirilmesi; şüphelilerin yanı sıra varsa diğer suç ortaklarının belirlenerek yargılanması talep edildi.

Dosya üç ayrı başsavcılık arasında yıllarca gidip geldi

Aradan yıllar geçmesine rağmen soruşturmada sonuç alınamadı.

Haziran 2023’te Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan incelemenin ardından 1993/492 numaralı soruşturmanın fezlekesi Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.

Cumartesi Anneleri, dosyanın İdil, Cizre ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında gidip geldiğini ancak geçen yıllar içerisinde etkili bir adli süreç işletilmediğini belirtti.

Açıklamada, zorla kaybetme dosyalarında cezasızlığın yalnızca faillerin bulunamamasının sonucu olmadığına dikkat çekildi.

Soruşturmaların etkili yürütülmemesi, ailelerin bildirdiği şüphelilerin üzerine gidilmemesi ve dosyaların yıllarca bekletilmesinin de cezasızlığı ürettiği vurgulandı.

Eren Keskin, “Bugün hâlâ dosyaları bekletilen, failleri bilindiği halde soruşturulmayan her gözaltında kayıp vakası, bize cezasızlık düzeninin sürdüğünü gösteriyor” dedi.

“Geçen zaman devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz”

Cumartesi Anneleri, Fethi Ildır’ın başına gelenlerin “sıradan bir cinayet” olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, Ildır’ın maruz bırakıldığı ağır şiddet ve işkencenin insanlığa karşı suç kapsamında ele alınması gerektiğini savundu.

Açıklamada, aradan geçen sürenin hakikatin ortaya çıkarılması ve sorumluların yargılanması yönündeki yükümlülüğü ortadan kaldırmadığı vurgulandı:

“Zaman, suçu ortadan kaldırmaz.
Zaman, devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Zaman, adalet hakkımızı ortadan kaldırmaz.”

1119’uncu haftadan yargıya çağrı

Cumartesi Anneleri, Fethi Ildır dosyasındaki etkili soruşturma yükümlülüğünün devam ettiğini belirterek yargı makamlarına çağrıda bulundu.

Açıklamada, “Fethi Ildır dosyasında devletin etkili soruşturma yürütme, hakikati ortaya çıkarma ve failleri cezalandırma yükümlülüğü devam etmektedir. Yargı makamlarını bu yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz” denildi.

33 yıl önce 18 yaşında evinden ayrılan Fethi Ildır’ın dosyası böylece Cumartesi Anneleri’nin 1119’uncu hafta buluşmasıyla bir kez daha kamuoyunun gündemine taşındı.