AİHM’DEN TÜRKİYE’YE KAVALA KARARI “TUTUKLULUK BÜTÜNÜYLE KEYFİ”
Büyük Daire’den tarihi nitelikte karar Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması istendi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın ikinci başvurusunda Türkiye aleyhine kritik bir karara imza attı. Mahkeme, Kavala’nın 10 Aralık 2019’dan bu yana özgürlüğünden yoksun bırakılmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile bağdaşmadığına hükmetti. Türkiye’den Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması ve mahkûmiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılması istendi. Türkiye ayrıca toplam 113 bin 342 avro ödeme yapacak.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Türkiye’nin uzun yıllardır gündeminde bulunan Osman Kavala dosyasında kritik kararını açıkladı.
17 yargıçtan oluşan Büyük Daire, “Kavala/Türkiye (No. 2)” davasında Kavala’nın 10 Aralık 2019 tarihli ilk AİHM kararından sonraki tutukluluğunu, hakkında yürütülen ceza yargılamasını, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını ve mahkûmiyet sonrası özgürlüğünden yoksun bırakılmasını kapsamlı biçimde değerlendirdi.
Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ile haklara getirilen sınırlamaların amacıyla ilgili hükümlerini ihlal ettiğine karar verdi.
AİHM ayrıca, Kavala’ya verilen koşullu salıverilme imkânı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını da Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirdi ve ihlal tespitinde bulundu.
AİHM’DEN TÜRKİYE’YE AÇIK ÇAĞRI: KAVALA SERBEST BIRAKILMALI
Büyük Daire’nin kararındaki en kritik bölüm, Türkiye’nin bundan sonra atması gereken adımlara ilişkin oldu.
AİHM, tespit edilen ihlallerin niteliği ve ağırlığını dikkate alarak Osman Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğine hükmetti.
Mahkeme bununla da yetinmedi.
Kavala hakkındaki ceza mahkûmiyetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hukuku bakımından geçersiz kabul edilmesi gerektiğini belirten AİHM, Türkiye’nin Kavala’ya yönelik tedbirlerin ve mahkûmiyetin doğurduğu sonuçları ortadan kaldırması gerektiğini kaydetti.
Böylece Strasbourg’dan Ankara’ya yalnızca yeni bir hak ihlali kararı değil, kararın nasıl uygulanması gerektiğine ilişkin de açık bir hukuki çerçeve çizilmiş oldu.
10 ARALIK 2019’DAN SONRAKİ SÜREÇ MERCEK ALTINDA
Yeni kararın merkezinde, AİHM’nin 10 Aralık 2019’da verdiği ilk Kavala kararından sonra yaşananlar bulunuyor.
AİHM ilk kararında Kavala’nın tutukluluğunun hak ihlaline yol açtığına hükmetmiş ve serbest bırakılması gerektiğini belirtmişti.
Ancak Kavala cezaevinden çıkmadı.
Büyük Daire, ikinci başvuruda tam da bu noktadan hareket ederek 2019’daki karar sonrasında Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam edilmesinin hukuki dayanaklarını inceledi.
Mahkeme, 10 Aralık 2019’dan Kavala hakkında 25 Nisan 2022’de verilen mahkûmiyet kararına kadar geçen dönemde özgürlükten yoksun bırakmanın Sözleşme’nin gerekleriyle bağdaşmadığı sonucuna vardı.
Kararda, Kavala’nın cezaevinde tutulmasının devamını sağlayan hukuki süreçlere yönelik son derece ağır değerlendirmeler yer aldı.
MAHKÛMİYETE ÇARPICI TESPİT ADALETİN AÇIKÇA İNKÂRI
Büyük Daire’nin en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri, Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan yargılama sürecine ilişkin oldu.
AİHM, Kavala’nın mahkûmiyetinin “adaletin açıkça inkârı” niteliğindeki bir yargılamanın sonucu olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Mahkeme, yargılama sürecinde usulün adilliğini ve mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini etkileyen ciddi ve temel eksikliklerin bulunduğu sonucuna vardı.
Bu eksikliklerin sıradan bir hukuki yorum veya değerlendirme hatasının ötesine geçtiğine işaret edildi.
AİHM bu nedenle Kavala’nın mahkûmiyet sonrasında cezaevinde tutulmasının da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin hükümleri bakımından hukuka uygun olmadığına karar verdi.
AİHM: CEZA HUKUKU KAVALA’YI SUSTURMAK İÇİN KULLANILDI
Kararın siyasi ve hukuki sonuçları bakımından en önemli bölümlerinden biri de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesine ilişkin değerlendirme oldu.
AİHM, Kavala’ya yönelik ceza yargılaması, tutukluluğun sürdürülmesi ve mahkûmiyet gibi tedbirlerin ağırlıklı olarak Sözleşme’de öngörülmeyen bir amaç doğrultusunda uygulandığı sonucuna vardı.
Mahkeme, söz konusu sürecin Kavala’yı Gezi Parkı olaylarındaki rolü ve insan hakları savunucusu olarak dile getirdiği görüşleri nedeniyle susturma amacı taşıdığı değerlendirmesinde bulundu.
Dosyada birbirini izleyen davalar, hukuki nitelendirmelerdeki değişiklikler ve tekrarlanan tutuklama süreçleri de AİHM’nin değerlendirmesine konu oldu.
İFADE VE TOPLANTI ÖZGÜRLÜĞÜNDE DE İHLAL KARARI
Büyük Daire, dosyayı yalnızca Kavala’nın tutukluluğu ve adil yargılanma hakkı açısından değerlendirmedi.
Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ve 11. maddede düzenlenen toplantı ve örgütlenme özgürlüğünün de ihlal edildiğine hükmetti.
Böylece Kavala dosyasındaki ihlal tespitleri, özgürlükten yoksun bırakılmanın ötesine geçerek temel hak ve özgürlüklerin geniş bir alanına yayıldı.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET CEZASINA 3. MADDE İHLALİ
AİHM kararındaki bir diğer önemli başlık ise Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infaz rejimi oldu.
Mahkeme, koşullu salıverilme ve cezanın ileride yeniden değerlendirilmesi yönünde gerçekçi bir imkân bulunmamasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi kapsamında ele aldı.
AİHM, bu yönüyle de Sözleşme’nin ihlal edildiğine karar verdi.
Bu tespit, Büyük Daire kararının yalnızca Kavala’nın geçmişteki tutukluluğuna değil, mevcut mahkûmiyetinin gelecekte doğuracağı sonuçlara da doğrudan temas etmesi bakımından önem taşıyor.
TÜRKİYE 113 BİN 342 AVRO ÖDEYECEK
AİHM Büyük Dairesi, ihlal kararlarının yanı sıra Türkiye’nin Kavala’ya ödeme yapmasına da hükmetti.
Türkiye, Kavala’ya 70 bin avro manevi tazminat ödeyecek.
Mahkeme ayrıca 43 bin 342 avro yargılama giderinin karşılanmasına karar verdi.
Böylece karar kapsamında ödenmesine hükmedilen toplam tutar 113 bin 342 avroya ulaştı.
KARAR 15’E KARŞI 2 OYLA ALINDI
Büyük Daire’deki kritik kararlar 15’e karşı 2 oyla alındı.
Karara muhalif kalan iki isim Bosna Hersek’ten seçilen Yargıç Faris Vehabović ile Türkiye’den seçilen Yargıç Saadet Yüksel oldu.
Büyük Daire tarafından verilen karar nihai nitelik taşıyor.
KAVALA 2017’DEN BU YANA CEZAEVİNDE
Osman Kavala, 18 Ekim 2017’den bu yana özgürlüğünden yoksun bulunuyor.
AİHM, Kavala hakkında ilk kritik kararını 10 Aralık 2019’da vermişti.
Mahkeme o tarihte Kavala’nın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini tespit etmiş, ayrıca Sözleşme’nin 18. maddesi kapsamında ihlal kararı vermiş ve Kavala’nın serbest bırakılması gerektiğini belirtmişti.
Kavala’nın serbest bırakılmaması üzerine dosya Avrupa Konseyi ile Türkiye arasındaki en önemli hukuk başlıklarından birine dönüştü.
TÜRKİYE HAKKINDA “İHLAL PROSEDÜRÜ” BAŞLATILMIŞTI
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM kararının uygulanmadığı gerekçesiyle Şubat 2022’de Türkiye hakkında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46/4. maddesi kapsamında ihlal prosedürünü devreye soktu.
Dosya yeniden AİHM’ye gönderildi.
Mahkeme 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetti.
Söz konusu mekanizmanın AİHM tarihinde son derece istisnai biçimde kullanılması, Kavala dosyasını Avrupa insan hakları sistemi açısından da özel bir konuma taşıdı.
2022’DE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET CEZASI VERİLDİ
Osman Kavala, 25 Nisan 2022’de İstanbul’da görülen Gezi Parkı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Kararın iç hukuk yollarında kesinleşmesinin ardından Kavala, 18 Ocak 2024’te AİHM’ye ikinci kez başvurdu.
Başvuruda 2019 tarihli ilk AİHM kararından sonra alınan tedbirler, devam eden tutukluluk, ceza yargılaması ve ağırlaştırılmış müebbetle sonuçlanan mahkûmiyet gündeme getirildi.
Dosyanın önemi nedeniyle AİHM Dairesi, Aralık 2025’te davayı doğrudan 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire’ye bıraktı.
Büyük Daire 25 Mart 2026’da duruşma yaptı.
Beklenen nihai karar ise 25 Ağustos 2026’da Strasbourg’da açıklandı.
BÜYÜK DAİRE KARARI NEDEN ÖNEMLİ?
AİHM’nin son kararı, Kavala dosyasında yalnızca yeni ihlaller tespit etmesi bakımından önem taşımıyor.
Karar aynı zamanda 2019’daki ilk AİHM hükmünün ardından yaşanan hukuki sürecin tamamına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme ortaya koyuyor.
Büyük Daire; Kavala’nın tutukluluğunu, hakkında yeniden şekillenen suçlamaları, ceza yargılamasını, mahkûmiyetini ve mahkûmiyet sonrasındaki özgürlükten yoksun bırakılmasını birbirinden bağımsız süreçler olarak değil, bütünlüklü biçimde değerlendirdi.
Mahkemenin vardığı sonuç ise Türkiye açısından açık
Kavala mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmalı ve hakkında verilen mahkûmiyetin doğurduğu sonuçlar ortadan kaldırılmalı.
GÖZLER AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ’NDE
Büyük Daire kararının açıklanmasıyla birlikte dosyada bundan sonraki süreç, kararın uygulanmasına odaklanacak.
AİHM kararlarının uygulanmasını Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor.
Bu nedenle Strasbourg’dan çıkan son kararın ardından gözler, Türkiye’nin Kavala konusunda atacağı adımlara ve Bakanlar Komitesi’nin kararın uygulanmasına ilişkin yürüteceği denetim sürecine çevrilecek.
AİHM’nin 2019’daki ilk kararından yaklaşık yedi yıl sonra verilen yeni Büyük Daire hükmü, Osman Kavala dosyasında Türkiye açısından şimdiye kadarki en kapsamlı ve sonuçları bakımından en kritik AİHM kararlarından biri olarak kayıtlara geçti.


