FUTBOL VE AHMEDSPOR
Futbol, dünyanın en çok izlenen sporlarından biridir. Ancak futbol yalnızca 90 dakikalık bir oyun değildir. Dünyanın birçok yerinde kulüpler zamanla bir şehrin, bölgenin, kültürün veya toplumsal kimliğin sembolüne dönüşmüştür.
Bunun birçok örneği vardır.
Almanya’da St. Pauli, anti-faşist ve ırkçılık karşıtı taraftar kültürüyle; İtalya’da Livorno, işçi sınıfı ve sol geleneğiyle; İspanya’da Rayo Vallecano ise sol ve anti-faşist taraftar gruplarıyla tanınır.
Bölgesel ve kültürel kimlikle özdeşleşen kulüpler de vardır.
Barcelona, Katalan kimliği ve kültürünün dünyadaki en güçlü futbol sembollerinden biridir. Athletic Bilbao, Bask kimliğiyle; SC Bastia, Korsika’yla; Cagliari ise Sardinya’yla güçlü bağlara sahiptir.
Bu kulüplerin hepsi aynı siyasi çizgide değildir. Ancak ortak bir gerçek vardır:
Futbol bazen bir toplumun kendisini, kültürünü ve aidiyetini ifade ettiği güçlü bir alana dönüşür.
Amedspor’u da bu açıdan değerlendirmek gerekir.
Amedspor’dan önce Kürtlerin de Türkiye’nin farklı takımlarını, özellikle üç büyükleri desteklemesi son derece doğaldı. Ancak Amedspor’un büyümesi ve sportif olarak daha görünür hâle gelmesiyle birlikte artık yeni bir durum ortaya çıkmıştır.
Bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Amedspor yalnızca maçlarını izlediğimiz bir takım mı olacak, yoksa kendi kültürümüz ve aidiyetimizle bağ kurduğumuz güçlü bir spor değeri mi olacak?
Çünkü Amedspor birçok insan için artık yalnızca bir futbol takımı değildir.
Bir kimliktir.
Bir aidiyettir.
Bir sestir.
Bir kendini ifade etme biçimidir.
Barcelona’nın Katalonya’yla veya Athletic Bilbao’nun Bask kimliğiyle kurduğu ilişkinin birebir aynısını Amedspor’a uyarlamak doğru olmaz. Her toplumun kendine özgü tarihsel koşulları vardır.
Ama buradan çıkarılacak önemli bir ders vardır:
Bir toplum kendi değerlerini temsil ettiğine inandığı kulübü sahiplenirse, o kulüp zamanla bir futbol takımından çok daha büyük bir toplumsal değere dönüşebilir.
Elbette kimsenin hangi takımı tutacağına başkası karar veremez. Ancak bugün Amedspor’un geldiği noktada, yıllardır başka takımlara verdiğimiz desteğin önemli bir bölümünü kendi bölgemizin ve kültürümüzün takımına yöneltmeyi düşünmeliyiz.
Forma almak, maça gitmek, çocuklarımızın Amedspor’la bağ kurmasını sağlamak ve Avrupa’dan da kulübe destek vermek bu kültürün oluşmasına katkı sağlar.
Çünkü büyük kulüpleri yalnızca kupalar değil, kuşaktan kuşağa aktarılan aidiyet duygusu yaratır.
Amedspor’un gerçek gücü de burada olacaktır:
Sahada bir takım,
tribünde bir halk,
formada bir kültür,
yürekte bir aidiyet.
Amedspor’u yalnızca izlemeyelim; sahiplenelim, destekleyelim ve büyütelim.


