Bakırhan’dan Urfa’da yeni dönem mesajı “Siyasetin dilini ve yöntemini değiştireceğiz”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Urfa’da düzenlenen halk buluşmasında Türkiye’de yürütülen süreç, Kürt meselesi, Suriye ve Rojava’daki gelişmeler ile partisinin 6 Eylül’de yapacağı kongreye ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Yeni döneme “eski alışkanlıklarla” hazırlanmayacaklarını belirten Bakırhan, “Cesaretle, yeni bir ufukla, yeni bir siyaset anlayışıyla önümüzdeki döneme hazırlanacağız” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Urfa’da düzenlediği halk buluşmasına katıldı. Türkiye ve Ortadoğu’nun kritik bir süreçten geçtiğini belirten Bakırhan, yaşanan gelişmeleri parti örgütleri ve halkla doğrudan değerlendirmeyi önemsediklerini söyledi.
Bakırhan, konuşmasında barış sürecinden Kürt meselesine, Meclis’te kabul edilen düzenlemeden yerel demokrasiye, Urfa’nın ekonomik sorunlarından Suriye ve Rojava’daki gelişmelere kadar çok sayıda başlığa ilişkin mesaj verdi.
Konuşmasının başında geçmişte mücadele içinde yer almış ve yaşamını yitirmiş isimleri anan Bakırhan, çatışmalarda hayatını kaybeden gençlerin ailelerine de başsağlığı diledi.
“Hiçbir annenin evladını yitirmemesi bu sürecin temelidir”
Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşanan acıların birbirinden ayrı tutulamayacağını vurgulayan Bakırhan, “Trabzon’un acısı da Siirt’in acısı da Urfa’nın acısı da birdir” dedi.
Barışın yalnızca siyasi bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluk olduğunu belirten Bakırhan, DEM Parti’nin sorumluluğunu “gençlerin fotoğraflarının yer aldığı yeni taziyelerin kurulmasını engellemek” sözleriyle ifade etti.
Yürütülen sürece katkı sunduklarını belirttiği Abdullah Öcalan, Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet liderleri ve parti çalışanlarına teşekkür eden Bakırhan, sürecin temel hedefinin çatışma ve şiddetin sona erdirilmesi olduğunu söyledi.
“Mesele hukuki ve siyasi zeminde çözülmeli”
Bakırhan, Türkiye’de Kürt meselesinin çözümünün ancak demokratik ve hukuki bir zeminde mümkün olabileceğini savundu.
Kürt kimliğinin ve dilinin tehdit olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Bakırhan; kayyım uygulamaları, düşünce özgürlüğü, yerel demokrasi ve eşit yurttaşlık başlıklarında yeni adımlara ihtiyaç olduğunu söyledi.
Türkiye’nin bölgesel krizler karşısında farklı toplumsal kesimleri dışlayarak değil, ortak bir siyasi ve toplumsal zemin oluşturarak güçlenebileceğini belirten Bakırhan, “Birbirimizden eksilterek değil, birbirimizi tamamlayarak güçlenebiliriz” dedi.
“Bu düzenleme nihai çözüm değil, yeni bir eşik”
Bakırhan’ın konuşmasında en fazla üzerinde durduğu başlıklardan biri de Meclis’ten geçtiğini belirttiği düzenleme oldu.
Söz konusu düzenlemenin Kürt meselesinin tüm boyutlarıyla çözümü anlamına gelmediğini vurgulayan Bakırhan, bunun çatışma ve şiddeti devreden çıkararak meselenin hukuki ve siyasi alanda tartışılmasının önünü açtığını savundu.
“100 yıllık bir mesele tek bir yasayla çözülmez” diyen Bakırhan, düzenlemeyi bir “başlangıç” ve “eşik” olarak nitelendirdi.
Bakırhan, anadilinde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kayyım uygulamalarının sona ermesi ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı gibi başlıkların önümüzdeki dönemin siyasi mücadele konuları olacağını söyledi.
“Silahların susması tek başına yeterli değil”
Barışın yalnızca silahlı çatışmaların sona ermesiyle sınırlı tutulamayacağını belirten Bakırhan, demokratikleşme, hukuk ve eşit yurttaşlık alanlarında da kapsamlı adımlar gerektiğini ifade etti.
Kürt’ün ötekileştirilmediği, kimliğinin aşağılanmadığı; Alevinin inancıyla, Arap’ın ve Kürt’ün kimliğiyle özgürce yaşayabildiği bir düzen kurulmalıdır” diyen Bakırhan, demokratik toplum hedefinin ancak bu koşullarda anlam kazanacağını söyledi.
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısına da değinen Bakırhan, barışın ardından demokrasi, ekonomik adalet, kadın hakları, örgütlenme özgürlüğü ve hukuk alanındaki sorunların tartışılması gerektiğini savundu.
Bakırhan, AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini de belirterek Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay ve Osman Kavala’nın durumlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Urfa’nın tarım ve yoksulluk sorunlarını gündeme taşıdı
Konuşmasının önemli bir bölümünü Urfa’nın ekonomik ve sosyal sorunlarına ayıran Bakırhan, kentin geniş tarım arazilerine ve GAP gibi büyük bir yatırıma sahip olmasına rağmen yüksek yoksulluk ve mevsimlik işçilik sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Sulama altyapısındaki eksiklikleri eleştiren Bakırhan, Urfalı üreticilerin kendi topraklarında geçimini sağlayabilmesinin ekonomik adalet açısından temel bir mesele olduğunu ifade etti.
Bakırhan, tarımsal üretimin desteklenmesi, kooperatiflerin yaygınlaştırılması ve üreticinin ürününü daha güçlü koşullarda pazarlayabilmesi için yeni politikalar geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Demokratik toplumda köylü toprağını eker, emeğinin karşılığını alır; kadın katledilmez, belediyelere kayyım atanmaz” diyen Bakırhan, sosyal ve ekonomik adaletin demokratikleşme sürecinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
Sınır kapıları için yeni düzenleme çağrısı
Bakırhan, konuşmasının Suriye ve Rojava’ya ilişkin bölümünde Türkiye-Suriye sınırındaki geçişlerin kolaylaştırılması gerektiğini ifade etti.
Akçakale Sınır Kapısı’ndaki geçiş ücretlerini eleştiren Bakırhan, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın da aktif biçimde açılması çağrısında bulundu.
Sınırların bölgedeki halklar arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkileri engellememesi gerektiğini belirten Bakırhan, sınır kapılarında insanların daha kolay hareket edebileceği bir düzen kurulmasını istedi.
“Anadilinde eğitim anayasal güvenceye kavuşmalı”
Suriye’deki gelişmeleri de değerlendiren Bakırhan, Kürtlerin ülkenin geleceğinde daha güçlü bir siyasi konuma geldiğini savundu.
Kürtçenin eğitim alanında kullanımına ilişkin mevcut düzenlemeleri yetersiz bulduklarını belirten Bakırhan, anadilinde eğitimin sınırlı ders saatleriyle uygulanmasının yeterli olmadığını söyledi.
Kürtler Suriye’de nerede yaşarsa yaşasın, hiçbir kısıtlama olmadan anadilinde eğitim görmelidir” diyen Bakırhan, bu hakkın yasal ve anayasal güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.
DEM Parti’nin Rojava’daki Kürtlerle dayanışmayı sürdüreceğini belirten Bakırhan, mevcut kazanımların önemli olduğunu ancak yeterli görülmemesi gerektiğini söyledi.
6 Eylül kongresi öncesi dikkat çeken mesaj
Bakırhan, konuşmasının sonunda DEM Parti’nin 6 Eylül’de gerçekleştireceği kongreye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kongrenin yalnızca örgütsel değil, siyasi açıdan da yeni bir dönemin başlangıcı olacağını belirten Bakırhan, partisinin mevcut siyaset tarzını ve dilini gözden geçireceğini söyledi.
Bakırhan şu ifadeleri kullandı.
Türkiye’nin önünde yeni bir dönem var. Biz de bu yeni döneme eski alışkanlıklarla gitmeyeceğiz. Alışkanlıklarımızı, dilimizi değiştireceğiz. Cesaretle, yeni bir ufukla, yeni bir siyaset anlayışıyla önümüzdeki döneme hazırlanacağız.
Kongrenin ardından Araplar, Aleviler, emekçiler, kadınlar ve gençlerle daha güçlü bağ kurmayı hedefleyen daha kapsayıcı bir siyasal hat izleyeceklerini belirten Bakırhan, Urfa’daki Arap yurttaşlara da partiye katılım çağrısında bulundu.
“Hedefimiz Türkiye’nin geleceğinde kurucu bir parti olmak”
Bakırhan, DEM Parti’nin önümüzdeki dönemde Türkiye siyasetinde daha belirleyici bir rol üstlenmeyi hedeflediğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Hedefimiz Türkiye’nin geleceğinde temel kurucu bir parti olmaktır.”
Bakırhan, Türkiye’de Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Alevilerin, kadınların ve gençlerin eşit yurttaşlık temelinde yaşayabileceği demokratik bir düzenin oluşturulması için mücadeleyi büyüteceklerini söyledi.


