22 yıllık yaşamın ardından sınır dışı tehdidi Zeynep Alpboğa için kritik tarih 26 Ağustos
Almanya’nın Bielefeld kentinde 22 yıldır yaşayan 55 yaşındaki Zeynep Alpboğa’nın oturum hakkına ilişkin süreç, Türkiye’ye gönderilme ihtimaliyle kritik bir aşamaya geldi. 20 Ağustos sabahı evinde gözaltına alınan Alpboğa’nın ailesi, 26 Ağustos’ta Frankfurt’tan İstanbul’a gönderilmesinin planlandığını belirtiyor. Geçmişteki siyasi ve dernek faaliyetlerinin dosyada gerekçe gösterildiğini söyleyen Alpboğa ise suçlamaları reddediyor “Yaptığım çalışmalar yasaldı. Kürt derneğine neden gitmeyeyim?”
Almanya’da yaklaşık 22 yıldır yaşayan Zeynep Alpboğa’nın oturum hakkı ve olası sınır dışı işlemi, Bielefeld’de hukuki ve siyasi tartışmaların odağına yerleşti.
Üç çocuk annesi 55 yaşındaki Alpboğa, ailesinin verdiği bilgilere göre 20 Ağustos sabahı Bielefeld’deki evinde polis tarafından gözaltına alındı. Aile, Alpboğa’nın 26 Ağustos’ta Frankfurt üzerinden İstanbul’a gönderilmesinin planlandığını belirterek sınır dışı işleminin durdurulması için kamuoyuna, hukukçulara ve insan hakları örgütlerine acil dayanışma çağrısında bulundu.
Alpboğa’nın Türkiye’ye gönderilmesi halinde tutuklanabileceğini savunan aile, Türkiye’de kendisi hakkında hukuki süreç bulunduğunu ve dosyanın içeriğine erişmekte güçlük yaşandığını öne sürüyor.
Sınır dışı işleminin hukuki dayanaklarının tamamına ilişkin Alman makamlarınca kamuoyuna açıklanmış ayrıntılı resmi belgeler bulunmadığından, dosyaya ilişkin bazı bilgiler Alpboğa ve ailesinin anlatımlarına dayanıyor.
2004’ten bu yana Almanya’da
Mardin’den 2004 yılında aile birleşimi yoluyla Almanya’ya gelen Alpboğa, yaklaşık 22 yıldır ülkede yaşıyor.
Üç çocuk annesi Alpboğa’nın eşi ve çocuklarının Alman vatandaşı olduğu belirtiliyor. Alpboğa ise uzun yıllardır süreli oturum izinleriyle Almanya’daki yaşamını sürdürüyordu.
Alpboğa’nın anlatımına göre son oturum uzatma başvurusu Bielefeld Yabancılar Dairesi tarafından kabul edilmedi ve kendisinden Almanya’yı terk etmesi istendi.
Oturum hakkının sona erme tehlikesinin ardından Alpboğa’nın mart ayında yeniden iltica başvurusunda bulunduğu ifade ediliyor.
Dosyanın merkezinde siyasi ve dernek faaliyetleri var
Alpboğa ve ailesinin aktardığı bilgilere göre oturum sürecinde Bielefeld Demokratik Kürt Toplum Merkezi’ndeki (BDKTM) faaliyetleri de gündeme getirildi.
Alpboğa’nın bir dönem dernek yöneticiliği yaptığı, dernek kongrelerine ve çeşitli siyasi etkinliklere katıldığı belirtiliyor. Abdullah Öcalan posteri taşıması ve bir cenaze törenine katılması gibi faaliyetlerin de dosyada değerlendirildiği öne sürülüyor.
Alpboğa ise herhangi bir yasa dışı faaliyette bulunmadığını savunuyor.
Dernek çalışmaları sırasında gerçekleştirilen yürüyüş, miting ve gösterilerin gerekli izinlerle düzenlendiğini söyleyen Alpboğa, siyasi ve toplumsal faaliyetlerinin “terör” bağlantısıyla değerlendirilmesine karşı çıkıyor.
“Ben illegal bir çalışma yapmadım” diyen Alpboğa, yaşadığı süreci şu sözlerle anlatıyor.
“Yürüyüşler için izin aldık, eylemler için izin aldık, mitingler için izin aldık. Yaptığımız her şey yasaldı. Ben bir yere zarar vermedim. Alman yasalarına karşı gelmedim. Ben bir anneyim, üç çocuk büyüttüm. Bana ‘teröristsin’ denilmesini kabul etmiyorum.”
Kürt derneğine neden gitmeyeyim?
Alpboğa, Bielefeld’deki Kürt toplum merkezine gitmesinin kendisi açısından sosyal ve kültürel hayatın doğal bir parçası olduğunu söylüyor.
Almanya’ya geldiğinde kentte Kürtlerin faaliyet yürüttüğü bir dernek bulunduğunu gördüğünü belirten Alpboğa, burada kültür ve dil çalışmalarının yanı sıra gençlere yönelik sosyal faaliyetlerin gerçekleştirildiğini ifade ediyor.
Kürt derneğiyle ilişkisine yönelik suçlamalara ise şu sözlerle tepki gösteriyor.
“Bu şehirde baktım bir derneğimiz var, ben de bu derneğe gittim. Kültür, dil çalışmaları yapılıyordu. Gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutan çalışmalar vardı. Neden derneğe gitmeyeyim ki?”
Alpboğa, Alman makamlarının kendisine örgütsel bir sorumluluğu varmış gibi yaklaştığını ileri sürerken, hakkındaki değerlendirmelerin siyasi ve toplumsal faaliyetlerini kriminalize ettiğini savunuyor.
Sabah 05.30’da eve polis geldi
Süreç, 20 Ağustos sabahı yeni bir aşamaya geçti.
Alpboğa’nın kızı Roza’nın anlatımına göre yaklaşık 15 polis sabah saat 05.30 sıralarında ailenin Bielefeld’deki evine geldi.
Roza, polislerin çilingir yardımıyla eve girdiğini, aile üyelerinin bulunduğu odaların önünde polislerin beklediğini ve birbirleriyle iletişim kurmalarına izin verilmediğini ileri sürdü.
Operasyon sırasında telefonların polis tarafından alındığını belirten Roza, annesinin gözaltına alınmasının ardından ilk saatlerde nerede tutulduğuna ilişkin yeterli bilgi alamadıklarını söyledi.
Alpboğa daha sonra mahkemeye çıkarıldı. Duruşma sürecinde Bielefeld’de adliye önünde bir araya gelen bir grup da gözaltı ve olası sınır dışı işlemini protesto etti.
Aile Türkiye’ye gönderilirse tutuklanabilir
Alpboğa ve ailesinin en büyük endişesi ise Türkiye’ye gönderilmesi halinde karşılaşabileceği hukuki süreç.
Alpboğa, Türkiye’de geçmişte cezaevinde kaldığını ve kötü muamele gördüğünü belirterek geri gönderilmesi halinde yeniden tutuklanmaktan korktuğunu söylüyor.
“Türkiye’ye gidemem” diyen Alpboğa, yaşadığı endişeyi şöyle dile getiriyor.
“Ben cezaevinde kaldım. İşkence gördüm. Tekrar oraya gidemem. Türkiye’ye gönderilirsem tutuklanacağımdan korkuyorum.”
Alpboğa ayrıca Türkiye’deki konsolosluk işlemlerinde pasaport süresinin uzatılmadığını ve kendisine hakkında hukuki bir süreç bulunduğunun söylendiğini öne sürüyor.
Türkiye’deki dosyanın içeriği belirsiz
Aileye göre Türkiye’de Alpboğa hakkında bir dosya bulunuyor ancak dosyanın içeriği konusunda belirsizlik sürüyor.
Kızı Roza, Türkiye’deki avukatlarının dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle ayrıntılara ulaşamadığını belirtiyor.
Aile ayrıca Türkiye’deki yakınlarına ve yaşadıkları bölgedeki kişilere Alpboğa’nın nerede olduğuna ilişkin sorular yöneltildiğini ileri sürüyor. Bu gelişmelerin Türkiye’ye gönderilmesi halinde annelerinin gözaltına alınabileceği yönündeki kaygılarını artırdığını söylüyorlar.
Söz konusu iddialara ilişkin Türkiye’deki makamların kamuoyuna yansıyan bir açıklaması bulunmuyor.
Kritik tarih 26 Ağustos
Ailenin verdiği bilgiye göre Alpboğa’nın avukatı Nina Markovic, müvekkilinin 26 Ağustos’ta Frankfurt’tan İstanbul’a gönderilmesinin planlandığını aileye bildirdi.
Böylece 26 Ağustos, Alpboğa’nın Almanya’da kalabilmesi için yürütülen hukuki mücadelede kritik tarih haline geldi.
Ancak uçuş planlamasının ve sınır dışı işleminin mevcut hukuki statüsünün Alman makamlarınca kamuoyuna açık biçimde doğrulanıp doğrulanmadığı henüz net değil.
Aile, bu nedenle hem hukuki girişimlerin hem de kamuoyu desteğinin önümüzdeki günlerde belirleyici olabileceğini düşünüyor.
“Zeynep Alpboğa yalnız bırakılmasın”
Alpboğa’nın yakınları, başta Bielefeld olmak üzere Almanya’daki demokratik kurumlara, insan hakları örgütlerine, kadın örgütlerine, göçmen kuruluşlarına ve hukukçulara çağrıda bulundu.
Ailenin çağrısında, Alpboğa’nın Almanya’da geçirdiği 22 yılın, aile bağlarının ve Türkiye’ye gönderilmesi halinde karşılaşabileceğini belirttiği risklerin dikkate alınması istendi.
Yakınları, “Zeynep Alpboğa yalnız bırakılmasın” mesajıyla 26 Ağustos öncesinde sınır dışı işleminin durdurulması için hukuki ve toplumsal dayanışmanın artırılmasını talep ediyor.
YJK-E’den dayanışma çağrısı
Almanya Kürt Kadınlar Birliği (YJK-E) de Alpboğa’nın Türkiye’ye gönderilme ihtimaline tepki göstererek kadın örgütlerini, insan hakları savunucularını, demokratik kurumları ve göçmen örgütlerini dayanışmaya çağırdı.
YJK-E, Kürt kadınlarının siyasal ve toplumsal alandaki faaliyetlerinin kriminalizasyon gerekçesine dönüştürülmesinin kadınların kamusal ve siyasi yaşama katılımı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Örgüt, Alpboğa’yla dayanışmanın yalnızca bireysel bir sınır dışı dosyası olarak görülmemesi gerektiğini belirterek temel haklar ve siyasi faaliyet özgürlüğü açısından da sürecin takip edilmesini istedi.
Bir sınır dışı dosyasından daha fazlası
Zeynep Alpboğa’nın dosyası şimdi iki temel tartışmanın kesiştiği noktada bulunuyor: Almanya’nın güvenlik ve yabancılar hukuku uygulamaları ile uzun yıllardır ülkede yaşayan bir kişinin siyasi faaliyet, aile hayatı ve geri gönderilmesi halinde karşılaşabileceği riskler.
Alpboğa 22 yıldır Almanya’da yaşıyor. Eşi ve çocuklarının Alman vatandaşı olduğu belirtiliyor. Buna karşılık geçmişte yürüttüğü siyasi ve dernek faaliyetleri oturum sürecindeki değerlendirmelerin merkezinde yer alıyor.
Ailesinin verdiği bilgiye göre önlerinde yalnızca birkaç gün var.
26 Ağustos yaklaşırken yanıt bekleyen temel soru şu: Zeynep Alpboğa Türkiye’ye gönderilecek mi, yoksa hukuki girişimler sınır dışı işlemini durdurabilecek mi?
Alpboğa ise kendisine yöneltilen suçlamalara karşı aynı soruyu sormayı sürdürüyor.
“Ben illegal bir şey yapmadım. Kürt derneğine neden gitmeyeyim?”


