EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ 17 YIL ÖNCE YAZMIŞIZ
Kemal BÜLBÜL 30 Eylül 2009 - PSAKD Genel Sekreteri Yüzlerce yıldır birçok baskı, zulüm, eza-cefa ve katliama karşın yürütülen bir yolumuz var. Adımız, Nusayri, Caferi, Tahtacı, Çepni, Kızılbaş Bozuk düzen ve onun yürütücüleri ırkçı inkarcılar adımızı küfür ile özdeş tuttu.
Yol Ulularımızın bin bir uğraşı ve çaba sonunda edindikleri kutsal mertebeler, ürettikleri kutsal değerler, temsil ettikleri inanç inkarcıların dilinde hakaret ve aşağılamaya dönüştü.
Örnek mi; abdal, budala, zındık, sersem, miskin... gibi kavramlar kutsal anlam içerirken egemenlerin dilinde hakaret şekline dönüşmüştür
Uyur idik uyardılar
Diriye saydılar bizi
Koyun olduk, ses anladık
Sürüye saydılar bizi
Yılmadık, gizli, saklı da olsa,yakılıp yok edilse de saz ve söz ile deyiş, nefes, devriyelerimizi yani inancımızı bugüne getirdik.
72 Millete bir nazarla baktık.
Yol Ulumuz Yunus Emre'nin dilinden;
Hak bir gönül verdi bana
Ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şadan olur
Bir dem gelir giryan olur
Bir dem çıkar arş yüzüne
Bir dem tahte seran olur
Bir dem sanırsın katredir
Bir dem taşar umman olur
Bir dem varır mescitlere
Yüz sürer anda yerlere
Bir dem varır deyre girer
İncil okur ruhban olur
Bir dem gelir İsa gibi
Ölmüşleri diri kılar
Bir dem gelir kibr evine
Firavunla haman olur
Soykırım, katliam, asimilasyona rağmen Susmadık, yok olmadık
Kültürümüzü, inancımızı koruduk
Bu topraklara ve yaşayan halklara çok şey borçluyuz. Çünkü Yol Ulularımız bu topraklarda yaşadıkları ve halklardan edindikleri kültürel, inançsal, sosyolojik değerleri temsil ederek Ulu oldular.
Demokratik diğerleri ve özgür yaşamı birlikte yaşadığımızı adı, dili, inancı ne olursa olsun, ayırmadan tüm halklar ile paylaşmak yükümlülüğümüz var.
Alevi isek, Yol Ulularımızın canları pahasına savunduğu eşitlik, özgürlük ve adaleti savunmak zorundayız.
Bu topraklar bize ve inancımıza çok şey borçlu. Çünkü Yol Ulularımız, felsefe, edebiyat ve sosyolojinin verilerileriyle bu değerleri yaşamları pahasına korudu.
Şimdi bizler yaşanmış tarihi, bilincimizin engin hazinesinde koruyarak 'Eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz' şiarı ile meydana çıkıyoruz.
12 Eylül Anayasası ile demokrasi, eşitlik, adalet, laik demokratik eğitim, toplumsal barış olmaz. 12 Eylül Anayasasını değiştirelim.
Laik, demokratik Türkiye ve EŞİT YURTTAŞLIK için meydana çıkıyoruz.
Geçen yıl 150 bin kişi ile Ankara Sıhhiye Meydanı'nda yaptığımız 'Demokrasi cemini' bu yıl 8 Kasım'da İstanbul Kadıköy Meydanı'nda tekrarlamak için yüzbinlerle meydana çıkıyoruz.
Zorunlu din dersleri kaldırılsın.
Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın.
Cemevlerimiz yasal güvenceye kavuşturulsun. Cemevleri ibadethanemizdir.
Madımak Oteli utanç müzesi olsun.
Alevi Dergahları açılsın ve sorumluluğu Alevi kurumlarına verilsin.
Alevi köylerine cami yapılmasın.
Asimilasyon politikalarına son verilsin diye, meydana çıkıyoruz
TOPLUMSAL TALEPLERİMİZ
Özelleştirme, sendikasızlaştırma, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller son bulsun diye meydana çıkıyoruz.
Kadınlar özgürleşsin, Eşit işe eşit ücret verilsin, seçim barajı kaldırılsın, işsizlik, açlık, yoksulluk son bulsun diye meydanlara çıkıyoruz.
Eğitim ve sağlık parasız olsun istiyoruz
Kimse inancından, dilinden, kültüründen dolayı sorgulanmasın. Analar ağlamasın;
Kürt sorunu barışçıl, demokratik yöntemle çözülsün diye meydana çıkıyoruz
'Alevi, Kürt, Roman, Ermeni Açılımı” Türkiye'nin temel sorunlarını çözmenin yegane yolunun 'Çok kimlikli, çok kültürlü Türkiye gerçeğini kabul eden çoğulcu bir anayasa' ile olacağına inanıyoruz. Bunun için meydana çıkıyoruz.
Ermeni, Çerkez, Kürt, Türk, Arap adınız ve diliniz ne olursa olsun...
Hangi inançtan olursanız olun...
Meydanımıza gelip sesimize ses, coşkumuza coşku katın...
8 Kasım günü Kadıköy Meydanı'nı Canlar Cemine çevirelim...
Gelin canlar bir olalım.
Gelin canlar biz olalım.
Bir olalım, iri olalım, diri olalım...


