KÜRECİK VE SEÇİMLER

Kürecik’in siyasal ve toplumsal geçmişini bilenler bilir: Bu coğrafya yalnızca seçimden seçime sandığa giden bir toplumun değil; demokratik, ilerici ve devrimci değerlerle güçlü bağlar kurmuş bir halkın yaşadığı coğrafyadır.

KÜRECİK VE SEÇİMLER

Geçmişte, halkın kendisini yakın hissedebileceği güçlü bir siyasal alternatifin olmadığı dönemlerde Kürecik’te önemli bir kesim CHP’ye oy verdi. Ancak daha sonra Kürt siyasal hareketinin seçimlerde kendi kimliğiyle güçlü biçimde yer almaya başlamasıyla birlikte Kürecik’teki oy tercihleri de değişti. Kürt hareketi önemli bir destek kazanırken CHP de belirli bir tabanı korumaya devam etti.

Buraya kadar farklı siyasal tercihler elbette tartışılabilir. Demokrasi zaten farklı düşüncelerin varlığını kabul etmeyi gerektirir.

Ancak üzerinde asıl durmamız gereken başka bir mesele vardır:

Kürecik gibi geçmişiyle, toplumsal hafızasıyla ve demokratik değerleriyle bilinen bir yerde insanların siyasal tercihlerini hangi ölçülere göre yaptığıdır.

Son seçimlerde ortaya çıkan tablo bu nedenle ciddi biçimde değerlendirilmelidir. İslamcı-muhafazakâr bir siyasal geleneğin temsilcisinin Kürecik’te kayda değer bir oy alması, yalnızca “seçim sonucu” denilerek geçiştirilecek bir mesele değildir.

“Adam iyi biridir.”

“Yol yapar.”

“Hizmet getirir.”

denilerek bu tercih açıklanabilir mi?

Elbette yollarımız yapılsın. Köylerimizin altyapısı gelişsin. İnsanlarımız daha iyi koşullarda yaşasın. Bunlara hiç kimsenin itirazı olamaz.

Ama kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Bir yol, bir kaldırım taşı ya da yapılacak birkaç hizmet, bir toplumun tarihsel ve siyasal değerlerinin önüne geçebilir mi?

Bizim analarımız, babalarımız ve dedelerimiz o yolların çok daha kötü olduğu zamanlarda büyük zorluklarla çocuklarını büyüttüler. O koşullardan öğretmenler, öğrenciler, emekçiler, aydınlar ve siyasal insanlar yetişti. Kürecik Lisesi yıllarca çevrenin önemli eğitim merkezlerinden biri oldu.

Bugün elbette daha güzel yollarımız olsun. Ama yol yapmak zaten kamunun ve yerel yönetimlerin görevidir. Hizmet, halka verilmiş bir lütuf değildir.

Bizi düşündürmesi gereken asıl mesele budur.

Çünkü bizim meselemiz yalnızca asfalt meselesi değildir.

Biz, yıllardır kimliği, dili, kültürü ve varlığı üzerine mücadele yürütülmüş bir toplumun insanlarıyız. İnsanlarımız bunun için ağır bedeller ödedi.

Dolayısıyla siyasal tercih yalnızca “Kim daha iyi yol yapar?” sorusuna indirgenemez.

Yol yapılır, kaldırım yenilenir, taş değiştirilir. Ama kaybedilen toplumsal hafızayı ve değerleri yeniden oluşturmak çok daha zordur.

Beni ayrıca düşündüren başka bir durum da Avrupa’da yaşayan bazı Küreciklilerin dahi aynı yaklaşımı savunmasıdır. Yıllardır Avrupa’nın demokratik ortamında yaşayan insanların meseleyi yalnızca “iyi adamdır, hizmet yapar” düzeyinde değerlendirmesi üzerinde özellikle düşünülmelidir.

Burada hiç kimseyi suçlamak ya da insanların oy tercihlerini küçümsemek doğru değildir. Tam tersine yapılması gereken şey, neden böyle bir sonuç ortaya çıktığını anlamaktır.

İnsanlar neden böyle oy verdi?

Kürecik’in geleneksel siyasal tercihleri neden değişiyor?

Genç kuşaklarla geçmiş arasındaki bağ mı zayıfladı?

Kurumlarımız toplumla yeterince ilişki kuramıyor mu?

Siyaset yalnızca seçim dönemlerinde yapılan ziyaretlere mi dönüştü?

Asıl tartışmamız gereken sorular bunlardır.

Üzücü olan, seçimlerden sonra Kürecik adına faaliyet yürüten kurumların, derneklerin ve demokratik yapıların bir araya gelerek kapsamlı bir değerlendirme yapmamış olmasıdır.

Oysa seçim sonucu yalnızca sandıkta bırakılmamalıydı.

Bir masa etrafında oturup;

“Kürecik’te ne değişiyor, neden değişiyor ve biz nerede eksik kaldık?”

diye sorabilmeliydik.

Bugünlerde siyasi partilerin Kürecik ziyaretlerinin yeniden gündeme geldiğini görüyoruz. İşte tam da bu nedenle geçmişten ders çıkararak bundan sonrası için daha sağlıklı bir yaklaşım geliştirilmelidir.

Kürecik kurumları ve dernekleri birbirinden kopuk hareket etmek yerine, Kürecik’in temel demokratik değerleri konusunda ortak bir anlayış geliştirebilmelidir.

Bu, kimseye hangi partiye oy vereceğini söylemek anlamına gelmez.

Ama topluma kendi tarihini, değerlerini ve hafızasını hatırlatmak kurumlarımızın sorumluluğudur.

Kürecik halkı da kendisine şu soruyu sormalıdır:

Biz nereden geldik, hangi değerleri taşıyoruz ve nereye doğru gidiyoruz?

Çünkü seçimler geçer, belediye başkanları değişir, yollar yapılır, kaldırımlar yenilenir.

Ama bir toplum kendi tarihsel hafızasını ve değerlerini kaybederse, onu yeniden inşa etmek kolay değildir.

Bu nedenle mesele bir parti meselesinden daha büyüktür.

Mesele Kürecik’in kendi geçmişiyle, değerleriyle ve geleceğiyle kurduğu bağdır.

Eleştirmek için değil, anlamak ve geleceği doğru kurmak için artık bu konuyu açıkça konuşmanın zamanıdır.

Kürecik’in bugün ihtiyacı olan şey suçlama değil; tartışma, özeleştiri, ortak akıl ve kendi değerleriyle yeniden güçlü bir bağ kurmaktır