Cumartesi Anneleri 1118’inci haftada Galatasaray’dan seslendi Kayıplarımız nerede?
Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1118’inci hafta eyleminde 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü dolayısıyla Galatasaray Meydanı’ndan bir kez daha hakikat ve adalet çağrısı yaptı. İHD Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan, zorla kaybetmelerin yalnızca kaybetme eylemiyle sınırlı olmadığını, ardından gelen inkâr ve cezasızlıkla sürdüğünü belirterek, “Devletin görevi suçları gizlemek değil, açığa çıkarmaktır. Failleri korumak değil, hesap vermelerini sağlamaktır” dedi.
Gözaltında zorla kaybettirilen yakınlarının akıbetinin açıklanması ve sorumluların yargılanması talebiyle mücadelelerini sürdüren Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 1118’inci haftasında İstanbul Beyoğlu’ndaki Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.
Bu haftaki buluşmanın gündeminde 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü vardı. Eylemde basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan okudu.
Biz de Galatasaray’dan soruyoruz: Kayıplarımız nerede?
Arcan, 30 Ağustos’un dünyanın farklı coğrafyalarında zorla kaybedilenlerin akıbetinin ortaya çıkarılması için mücadele eden kayıp yakınlarının ortak günü olduğunu söyledi.
Dünyanın dört bir yanındaki kayıp yakınlarının aynı sorunun yanıtını aradığını belirten Arcan, “Yarın, dünyanın dört bir yanında kayıp yakınları, kendilerinden zorla koparılan sevdiklerinin akıbetini öğrenmek için aynı soruyu soracak.Neredeler? Biz de bu mücadelenin bir parçası olarak Galatasaray’dan soruyoruz.Kayıplarımız nerede?” dedi.
Zorla kaybetmenin, bir kişinin devletin kontrolü altındayken ortadan kaybedilmesiyle sona eren bir ihlal olmadığını vurgulayan Arcan; sonrasında yaşanan inkârın, etkisiz bırakılan soruşturmaların ve faillerin korunmasının da suçun devamı niteliğinde olduğunu ifade etti.
Arcan, “Sevdiklerimiz güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı ve bir daha geri dönmedi. Devlet, onların akıbetini ortaya çıkarmak yerine inkâr etti. Soruşturmalar etkisizleştirildi. Deliller karartıldı. Failler ve sorumlular korundu. İnkâr ve cezasızlıkla suçun üzeri örtüldü” diye konuştu.
Cezasızlık sürdükçe adalet sağlanamaz
Zorla kaybetme dosyalarında yıllardır devam eden inkâr ve cezasızlık politikalarına dikkat çeken Arcan, hakikatin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesinin yeni hak ihlallerinin önlenmesi açısından da zorunlu olduğunu söyledi.
İnkâr sürdükçe hakikat ortaya çıkamaz. Cezasızlık sürdükçe adalet sağlanamaz. Adalet sağlanmadıkça yeni ihlallerin önü alınamaz diyen Arcan, taleplerinin yalnızca kaybedilen yakınlarının bulunmasından ibaret olmadığının altını çizdi.
Hakikatin açığa çıkarılması, fail ve sorumluların hesap vermesi ve zorla kaybetmelerin bir daha yaşanmaması için mücadele ettiklerini belirten Arcan, devlet yetkililerine şu çağrıyı yaptı.
Devletin görevi suçları gizlemek değil, açığa çıkarmaktır. Failleri korumak değil, hesap vermelerini sağlamaktır. Aileleri susturmak değil, hakikati bilme haklarını güvence altına almaktır.
Geçmişin ağır suçlarıyla yüzleşmeden gerçek bir barıştan söz edilemez
Arcan, zorla kaybetmelerde cezasızlığın yalnızca geçmişe ilişkin bir sorun olmadığını belirterek, hak ihlallerini üreten yapının değişmesi gerektiğini söyledi.
“İhlal üreten bir düzenin normalleşmesini kabul etmiyoruz” diyen Arcan, geçmişte yaşanan ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmeden, hakikat ortaya çıkarılmadan, mağdurların hakları tanınmadan ve cezasızlık ortadan kaldırılmadan “gerçek bir barıştan ve demokrasiden” söz edilemeyeceğini ifade etti.
Mücadelelerinin geçmişte işlenen suçların hesabının sorulmasının ötesinde bir anlam taşıdığını kaydeden Arcan, insan haklarını merkeze alan ve sorumluların hesap vermesini sağlayan bir hukuk düzeninin kurulması gerektiğini vurguladı.
“Hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz”
Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın taleplerini sıralayan Arcan; zorla kaybedilenlerin akıbetinin açıklanmasını, kayıpların bulunmasını, fail ve sorumluların ortaya çıkarılmasını, dosyaların etkin biçimde soruşturulmasını ve cezasızlık politikalarına son verilmesini istedi.
Hakikati bilme hakkının güvence altına alınması çağrısında bulunan Arcan, sözlerini şöyle tamamladı.
“Kayıplarımız bulunana, hakikat açığa çıkarılana ve sorumlular hesap verene kadar sormaya devam edeceğiz: Kayıplarımız nerede? Israrla söylemeye devam edeceğiz Kayıplarımızı unutmuyoruz. İnkârı kabul etmiyoruz. Cezasızlığı kabul etmiyoruz. Hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz.”
Keskin Faili meçhul cinayetlere ilişkin komisyon aileleri dinlemeli
Eylemde konuşan İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Eren Keskin de Türkiye’nin zorla kaybetmelere ilişkin uluslararası sözleşmeler karşısındaki tutumuna ve yargı süreçlerinde zamanaşımı sorununa dikkat çekti.
Keskin, faili meçhul cinayetlere ilişkin Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan komisyonun, yıllardır Galatasaray Meydanı’nda adalet arayan kayıp yakınlarını da dinlemesi gerektiğini söyledi.
Karakoç Onların yerine de mücadeleyi sürdürüyoruz
Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç ise kayıp yakınlarının 32 yıldır Galatasaray Meydanı’ndan yetkililere seslendiğini belirterek, geçen yıllara rağmen adalet taleplerinin karşılanmadığını söyledi.
“Failler bulunsun, sorumlular yargılansın” diyen Karakoç, mücadelenin kuşakları aşan boyutuna dikkat çekerek, “Burada doğan çocuklar şu an 32 yaşında. Senelerdir mücadele ediyoruz ama hiçbir gelişme yaşanmadı” ifadelerini kullandı.
Yıllar içerisinde çocuklarının akıbetini öğrenemeden hayatını kaybeden anne ve babalar olduğunu hatırlatan Karakoç, “Onların da yerine bu mücadeleyi sahiplenmeye devam ediyoruz” dedi.
Kırbayır Galatasaray bir hafıza mekânıdır
Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır da Galatasaray Meydanı’nın kayıp yakınları açısından yalnızca haftalık eylemlerin gerçekleştirildiği bir alan olmadığını, yıllar içinde toplumsal hafızanın mekânlarından birine dönüştüğünü söyledi.
“Biz geçmişin hafızasıyız” diyen Kırbayır, kayıp yakınlarının aradan geçen yıllara rağmen taleplerinden vazgeçmediğini vurguladı.
Kırbayır, yakınlarının akıbeti açıklanana ve sorumlular yargı önüne çıkarılana kadar Galatasaray Meydanı’ndaki hakikat ve adalet mücadelesini sürdüreceklerini belirtti.


