DEMOKRATİK ÇÖZÜM İÇİN ÖCALAN’IN KOŞULLARI GÜÇLENDİRİLMELİDİR

Demokratik çözüm süreçleri yalnızca kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerle ilerlemez. Böyle süreçlerin başarıya ulaşabilmesi için toplumun bilgilendirilmesi, sürecin aktörlerinin kendi tabanlarıyla sağlıklı iletişim kurabilmesi ve ortaya konulan düşüncelerin özgürce tartışılabileceği siyasal bir zeminin oluşturulması gerekir.

DEMOKRATİK ÇÖZÜM İÇİN ÖCALAN’IN KOŞULLARI GÜÇLENDİRİLMELİDİR

Bu açıdan Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın çalışma ve iletişim koşullarının iyileştirilmesi, demokratik çözüm sürecinin sağlıklı ilerlemesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Çünkü böylesine tarihsel ve toplumsal sonuçları olacak bir süreç, İmralı Cezaevi’nin mevcut sınırlı koşulları içerisinde yürütülebilecek sıradan bir görüşme süreci değildir.

Öcalan’ın kendi hareketiyle, çalışma arkadaşlarıyla, siyasi temsilcilerle, demokratik kurumlarla, ilgili komisyonlarla ve kendisini destekleyen geniş toplumsal kesimlerle daha güçlü ve düzenli iletişim kurabileceği koşulların oluşturulması gerekir.

Aynı şekilde basın ve kamuoyuyla iletişim kanallarının genişletilmesi de önemlidir. Öcalan’ın demokratik çözüm konusundaki düşüncelerinin başkalarının yorumları üzerinden değil, doğrudan kendi ifadeleriyle topluma ulaşabilmesinin önü açılmalıdır.

Çünkü toplum neyin konuşulduğunu, hangi hedeflerin ortaya konulduğunu ve nasıl bir çözüm perspektifinin geliştirildiğini açık biçimde bilmelidir.

SÜREÇ TOPLUMSALLAŞMADAN BAŞARIYA ULAŞAMAZ

Bir demokratik çözüm sürecinin en önemli güvencelerinden biri toplumsal desteğin oluşmasıdır.

Eğer milyonlarca insan sürecin nereye gittiğini bilmiyorsa, kendi öncülerinin ne düşündüğünü yeterince öğrenemiyorsa ve gelişmeler yalnızca sınırlı açıklamalar üzerinden takip ediliyorsa belirsizlikler ortaya çıkar. Belirsizlik ise söylentileri, yanlış anlamaları ve güvensizliği büyütür.

Bu nedenle mümkün olduğunca açık, anlaşılır ve doğrudan bir iletişim mekanizması kurulmalıdır.

Toplum yalnızca sürecin seyircisi olmamalı; demokratik tartışmalar, sivil toplum, siyasi kurumlar ve toplumsal örgütlenmeler aracılığıyla sürecin aktif bir parçası haline gelmelidir.

Öcalan’ın düşüncelerinin topluma daha hızlı ve doğrudan ulaşması da bu açıdan önemlidir. Kendisiyle görüşmek isteyen siyasi heyetlerin, hukukçuların, ilgili kurumların ve basın temsilcilerinin belirli hukuki ve demokratik çerçeveler içerisinde görüşebilmesinin koşulları oluşturulmalıdır.

Burada mesele yalnızca bir kişinin cezaevi koşullarının iyileştirilmesi olarak görülmemelidir. Asıl mesele, çözüm konusunda sorumluluk üstlenen bir aktörün bu sorumluluğunu yerine getirebileceği siyasi ve iletişim imkânlarına sahip olmasıdır.

Eğer gerçekten demokratik çözüm hedefleniyorsa, çözümün taraflarının hareket alanlarının da bu hedefe uygun hale getirilmesi gerekir.

Çünkü bir taraftan sorumluluk yükleyip diğer taraftan o sorumluluğun gerektirdiği iletişim ve çalışma imkânlarını sınırlandırmak sürecin ilerlemesini zorlaştırır.

Türkiye ve Kürt meselesi açısından böylesine önemli bir dönemde yapılması gereken, belirsizlikleri büyütmek değil, güveni güçlendirmektir.

Güven ise açıklıkla, iletişimle, karşılıklı diyalogla ve toplumun doğru bilgilendirilmesiyle oluşur.

Bu nedenle Sayın Abdullah Öcalan’ın çalışma, görüşme ve iletişim koşullarının demokratik çözüm sürecinin ihtiyaçlarına uygun biçimde güçlendirilmesi önemlidir.

Eğer amaç kalıcı barış ve demokratik çözüm ise, bunun gerektirdiği siyasi, hukuki ve toplumsal koşullar da cesaretle oluşturulmalıdır.

Çünkü güçlü bir çözüm süreci; güçlü iletişim, açık diyalog ve toplumun sürece aktif katılımıyla mümkün olabilir.