İMRALI GÖRÜŞMESİ SONRASI AÇIKLAMA ŞİDDET TERK EDİLDİ, DEMOKRATİK SİYASET DÖNEMİ
DEM Parti İmralı Heyeti, 16 Şubat 2026 tarihinde İmralı’da Abdullah Öcalan ile yaklaşık üç buçuk saat süren bir görüşme gerçekleştirdiklerini açıkladı. 18 Şubat 2026 tarihli yazılı basın açıklamasında, görüşmede Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunduğu belirtildi. Heyetin kamuoyuyla paylaştığı metne göre Öcalan, geride bırakılan sürecin “şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücünü kanıtladığını” ifade etti.
TBMM KOMİSYONUNA “TOPLUMSAL GERÇEKLİK” VURGUSU
Açıklamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yürütülen komisyon çalışmalarına da değinildi. Öcalan’ın, hazırlanacak komisyon raporunun “temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olması gerektiğini” vurguladığı aktarıldı.
Metinde, “Terörü tasfiye mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder” değerlendirmesine yer verildi. Sürecin güvenlik eksenli değil, siyasal zeminde ele alınması gerektiği kaydedildi.
DEMOKRATİK ENTEGRASYONA GİRİŞ TOPLANTISI
Öcalan’ın görüşmeyi “Demokratik Entegrasyona bir giriş toplantısı” olarak tanımladığı belirtilirken, hayatını kaybeden eski HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’i saygıyla andığı ifade edildi.
Cumhuriyetin kuruluş sürecine atıf yapan Öcalan’ın, Türk-Kürt birlikteliğinin tarihsel temeline dikkat çektiği kaydedildi. Açıklamada, Cumhuriyet’in kuruluş belgelerinde bu birlikteliğin izlerinin bulunduğu, sonrasında yapılan hukuksal düzenlemelerle Kürt kimliğinin ve dilinin dışlanmasının inkâr ve isyanı doğurduğu görüşü paylaşıldı.
Bu çerçevede Mustafa Kemal Atatürkün'ün 17 Ocak 1921 İzmit basın toplantısındaki değerlendirmelerine atıf yapıldığı belirtildi.
Metinde, vatandaşlık tanımına ilişkin değerlendirmeler de yer aldı. Öcalan’ın “özgür yurttaş” kavramını tercih ettiğini belirttiği ve vatandaşlığın etnisite, dil, inanç ya da ideoloji temelinde değil, devletle kurulan bağ üzerinden tanımlanması gerektiğini savunduğu aktarıldı.
Açıklamada, özgür yurttaşlığın; bireyin dinini, mezhebini, milliyetini ve düşüncesini demokratik sınırlar içinde serbestçe ifade edebilmesini kapsadığı ifade edildi.
“Başkasına dinini ve dilini empoze edemiyorsan, milliyetini de empoze edemezsin” yaklaşımının altı çizildi.
DEMOKRATİK TOPLUM VE YEREL DEMOKRASİ VURGUSU
Öcalan’ın “Demokratik Toplum” kavramını, toplumun kültürel, ekonomik ve sosyal kurumlarını özgürce inşa edebilmesi olarak tanımladığı belirtildi. Güçlü devletin, bu esnekliği gösterebilen devlet olduğu görüşüne yer verildi.
Yerel demokrasi konusuna da değinilen açıklamada, bunun ayrı bir devlet ya da bölünme anlamına gelmediği vurgulandı. Bu kapsamda toplumsal gerçekliğe uygun ve genişletilmiş bir yorumunun dayanak olabileceği ifade edildi.
SİLAH VE ŞİDDET TERK EDİLDİ
Heyetin açıklamasında en dikkat çeken başlıklardan biri güvenlik ve siyaset ilişkisi oldu. Metinde, Öcalan’ın şu ifadelerine yer verildiği aktarıldı
“Silah ve şiddet terk edilmiştir. Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz.”
Açıklamada, meselenin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağı, siyasi çözüm perspektifinin esas olduğu vurgulandı. “Her şey güvenliğe boğulmamalıdır” değerlendirmesine yer verildi.
DEMOKRATİK BİRLİK” ÖNERİSİ
Kürtlerin birliği meselesine ilişkin olarak ise Öcalan’ın “Demokratik Birlik” kavramını önerdiği belirtildi. Bunun ayrı bir devlet talebi değil, demokratik yönetim ilkesi çerçevesinde bir birlik anlayışı olduğu ifade edildi.
Açıklamada, sürecin “Demokratik Cumhuriyete entegrasyon” hedefi doğrultusunda yürütüldüğü ve bunun Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli bir eşik olduğu değerlendirmesine yer verildi.
DEM Parti İmralı Heyeti’nin 18 Şubat 2026 tarihli açıklaması, yeni dönemin çerçevesini “barış, demokratik siyaset ve entegrasyon” kavramları üzerinden tanımladı.

