AKIL VERMEYİN, SORUMLULUK ALIN
Demokratik çözüm tartışmaları başladığından beri siyasetçisinden aydınına, yazarından akademisyenine kadar birçok kesim Kürtlere ne yapmaları gerektiğini anlatıyor. Elbette fikir değerlidir. Eleştiri değerlidir. Öneri ve tartışma olmadan siyaset gelişmez. Fakat bazen düşünce üretmekle sorumluluk almak arasındaki çizgi unutuluyor.
Kürt siyasal hareketinin yaklaşık yarım asırlık bir mücadele deneyimi, örgütlenme pratiği ve siyasal birikimi vardır. Bu hareket savaşın, çatışmanın, cezaevlerinin, siyasetin ve diplomasinin içinden geçerek bugüne geldi.
Dolayısıyla bugün mesele yalnızca Kürtlere ne yapmaları gerektiğini anlatmak değildir.
Asıl mesele, demokratik ve barışçıl bir çözüm isteyenlerin kendi sorumluluklarını ne kadar yerine getirdiğidir.
Çünkü barış, kenardan seyrederek kurulmaz.
Demokrasi yalnızca başkasından talep edilen bir davranış biçimi değildir. Demokrasi, gerektiğinde sorumluluk almayı; sözün arkasına irade, iradenin arkasına da pratik koymayı gerektirir.
Kürtlerin hak ve talepleri konusunda düşüncesini açıklayan aydınların, demokratların, sosyalistlerin, sivil toplum örgütlerinin ve siyasi çevrelerin önündeki temel soru da budur:
Sadece ne yapılması gerektiğini mi anlatacağız, yoksa demokratik çözüm için kendi bulunduğumuz yerde sorumluluk mu üstleneceğiz?
Bir halkın varlığını ve kimliğini kabul etmek yalnızca sözle olmaz. Bunun demokratik siyasette, hukukta, toplumsal yaşamda ve eşit yurttaşlık anlayışında karşılığının bulunması gerekir.
Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey uzaktan verilen nasihatlerden çok, demokratik siyasetin alanını genişletecek somut katkıdır.
Barışı isteyen barışın dilini güçlendirmeli.
Demokrasiyi isteyen demokratik siyasetin önünü açmalı.
Çözümü isteyen çözümün toplumsal ve hukuki zeminine katkı sunmalı.
Aynı sorumluluk Kürt siyasal hareketinin önünde de durmaktadır. Siyasetten diplomasiye, medyadan sivil topluma kadar hiçbir alan boş bırakılmadan; demokratik yöntemlerle, güçlü bir siyasal akılla ve toplumsal sorumlulukla sürece katkı sunulması önemlidir.
Çünkü tarihsel dönemler yalnızca doğru düşüncelerle değil, doğru zamanda üstlenilen sorumluluklarla şekillenir.
Barış seyirci istemez; özne ister.
Demokrasi nasihat değil, sorumluluk ister.
Bu nedenle sözümüz nettir:
Akıl vermekten önce sorumluluk alın.
Demokratik çözümü savunuyorsanız, düşüncenizi söylemenin yanında onun demokratik ve barışçıl zemininin güçlenmesine de katkı sunun.


