SURİYE’DE İNANÇLARA VE HALKLARA KARŞI KANLI SALDIRILAR ALEVİ KURUMLARINDAN SERT ÇAĞRI

Suriye’de başta Aleviler olmak üzere Kürtlere, Hristiyanlara, Dürzilere ve Arap demokratik güçlerine yönelik saldırılar yeni bir boyuta ulaştı. Alevi-Bektaşi kurumları tarafından yayımlanan ortak açıklamada, HTŞ ve IŞİD artığı selefi-cihatçı yapıların sivilleri hedef alan saldırılarının sistematik bir yok etme ve sindirme politikasına dönüştüğü vurgulandı. Açıklamada, yaşananların artık “iç savaş” olarak tanımlanamayacağı, açıkça insanlığa karşı suçlar işlendiği ifade edildi.

SURİYE’DE İNANÇLARA VE HALKLARA KARŞI KANLI SALDIRILAR  ALEVİ KURUMLARINDAN SERT ÇAĞRI

SİVİLLER, KADINLAR VE İNANÇ MERKEZLERİ HEDEFTE

Son dönemde Suriye’nin kuzey ve batı bölgelerinde artan saldırıların yalnızca askeri hedeflere değil; doğrudan yerleşim alanlarına, kadınlara, çocuklara ve inanç merkezlerine yöneldiği belirtildi. Bu durumun uluslararası hukuka göre savaş suçu niteliği taşıdığına dikkat çekildi.

TÜRKİYE’NİN ROLÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Açıklamada, Türkiye’nin yıllardır Suriye’deki cihatçı yapılara dolaylı ya da doğrudan destek sunduğu, sınır geçişlerinden lojistiğe, siyasi meşrulaştırmadan fiili korumaya kadar birçok alanda bu yapıların önünü açtığı iddia edildi. HTŞ’nin sahada güç kazanmasının tesadüf olmadığı, bilinçli bir bölgesel siyasetin sonucu olduğu vurgulandı.

HEDEF ÇOĞULCU VE DEMOKRATİK SURİYE

Kuzey ve Doğu Suriye’de inşa edilmeye çalışılan eşitlikçi ve ortak yaşam modelinin özellikle hedef alındığı belirtilirken, saldırıların yalnızca Kürtlere değil, Suriye’nin çoğulcu geleceğine yöneldiği ifade edildi. Açıklamada, Lazkiye, Hama ve Humus’ta yaşananların; Dersim’den Maraş’a, Çorum’dan Sivas’a uzanan tarihsel bir karanlık zincirin devamı olduğu benzetmesi yapıldı.

“SUSMAK SUÇA ORTAK OLMAKTIR”

Alevi-Bektaşi kurumları, bu yapılara karşı sessiz kalmanın tarafsızlık değil, suça ortaklık anlamına geldiğini belirterek uluslararası kamuoyunu acil harekete geçmeye çağırdı. HTŞ ve IŞİD türevi yapıların yalnızca terör örgütü değil, aynı zamanda savaş suçlusu olarak tanınması ve liderleriyle destekçilerinin uluslararası mahkemelerde yargılanması talep edildi.

“KERBELA’DA YEZİT NEYSE, BUGÜN BU YAPILAR ODUR”

Açıklamanın en çarpıcı bölümünde, “Kerbela’da Yezit bizim için neyse, bugün Suriye’de halklara saldıran bu cihatçı yapılar da odur” ifadeleri kullanıldı. Suriye’deki Alevilerin, Kürtlerin, Arapların, Dürzilerin, Hristiyanların ve tüm halkların demokratik, laik ve eşit bir Suriye inşa edene kadar yalnız olmadığı vurgulandı.

ORTAK GELECEK ÇAĞRISI

“72 milletin, farklı inançların ve kimliklerin onurla bir arada yaşayabileceği bir gelecek mümkündür” denilen açıklama, bu geleceğin katillerle uzlaşarak değil; adaletle yüzleşerek ve halkların ortak iradesiyle kurulacağı mesajıyla son buldu.

Açıklamaya imza atan kurumlar arasında Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu ve çeşitli Alevi kültür dernekleri yer aldı.