MOHAMED SALAH VE FUTBOLUN GELDİĞİ NOKTA

Futbolu ve sporu yakından takip edenler bilir; her sezon transfer dönemleri gelir, kulüpler kadrolarını güçlendirmek için yarışa girer. Büyük futbolcular için milyonlarca avro gözden çıkarılır. Çünkü artık futbol yalnızca futbol değildir.

MOHAMED SALAH VE FUTBOLUN GELDİĞİ NOKTA

Futbol; yayın gelirleri, sponsorluklar, reklamlar, menajerler, forma satışları ve dev transfer ücretleriyle başlı başına büyük bir ekonomik sektör haline gelmiştir. Milyonlarca insanın tutkuyla bağlandığı bu oyun, aynı zamanda milyonlarca avronun döndüğü devasa bir pazardır.

Türkiye’de ise işin başka bir boyutu var.

Kulüplerimiz altyapıya, genç oyuncu yetiştirmeye ve kalıcı bir spor kültürü oluşturmaya yeterince yatırım yapmak yerine çoğu zaman çözümü pahalı yabancı yıldızlarda arıyor. Son yıllarda futbolculara ödenen rakamların geldiği nokta bunun en açık göstergelerinden biri.

Son örnek Mohamed Salah.

Trabzonspor, dünya futbolunun en tanınmış isimlerinden Salah’ı kadrosuna kattı. Açıklanan sözleşmeye göre Salah’a yıllık 10 milyon avro ücret ve sezon başına 7 milyon avro imza parası ödenecek. Buna çeşitli gelir ve haklar da ekleniyor.

Buraya kadar mesele profesyonel futbolun kendi ekonomik düzeni içinde tartışılabilir.

Benim asıl dikkat çekmek istediğim başka bir şey:

Bir futbolcuyu sevmek başka, onu kutsallaştırmak başka.

Salah bir yaylaya gidiyor, bir taşın üzerinde oturup fotoğraf çektiriyor. Ardından insanlar aynı taşın üzerinde fotoğraf çektirmek için oraya gidiyor. Bölgeye “Salah Yaylası” tabelası bile asılıyor. Oysa söz konusu yerin gerçek adı Kurtdere Yaylası.

İşte burada futbolun sınırlarını aşan toplumsal bir tablo ortaya çıkıyor.

Bir tarafta milyonlarca avro kazanan profesyonel futbolcular, diğer tarafta ekonomik sıkıntılar içerisinde yaşam mücadelesi veren insanlar…

Ama garip olan şu ki ekonomik sıkıntıyı yaşayan insanlar, milyonlar kazanan futbolcunun oturduğu taşı görmek için sıraya giriyor; onun bulunduğu yere gitmeyi, aynı taşta fotoğraf çektirmeyi neredeyse bir ayrıcalık olarak görüyor.

Salah’ın bunda bir suçu yok.

O profesyonel bir futbolcu. Yeteneğinin karşılığında kendisine sunulan sözleşmeyi imzalıyor ve futbolunu oynuyor.

Asıl tartışılması gereken, bizim futbolcuya ve futbola yüklediğimiz anlamdır.

Futbol sevinçtir, heyecandır, rekabettir. İnsanları bir araya getiren çok güzel bir spor dalıdır. Ama futbol sevgisi, bir futbolcuyu neredeyse kutsallaştırmaya dönüştüğünde orada durup düşünmek gerekir.

Bir ülkenin gençleri spor yapacak saha bulamıyorsa, kulüpler kendi altyapılarından yeterince futbolcu çıkaramıyorsa, milyonlarca avro dışarıdan yıldız oyunculara harcanırken insanlar geçim sıkıntısıyla mücadele ediyorsa mesele artık yalnızca futbol değildir.

Yıldız futbolcuya hayran olmak kolaydır.
Asıl mesele, kendi yıldızlarını yetiştirecek spor kültürünü yaratabilmektir.

Salah’ın oturduğu taşı konuştuğumuz kadar altyapıyı, genç sporcuları ve kulüplerin ekonomik geleceğini de konuşabilirsek, işte o zaman futbol gerçekten kazanır