DEM PARTİ’DEN İKTİDARA KRİTİK SORU “BARIŞ SÜRECİNİ HANGİ EL BEKLETİYOR?”
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin yaptığı açıklamada, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde yaşanan gecikmelere dikkat çekerek iktidara yanıtlanması gereken sorular yöneltti. Barış ve Siyasallaşma Kurulu'nun çalışmalarına başlamamasını eleştiren Doğan, sürecin belirsizlikler içerisinde bırakılmasının toplumsal güveni zedeleyebileceği uyarısında bulundu.
“BARIŞ VE SİYASALLAŞMA KURULU NEDEN BEKLETİLİYOR?”
ANKARA – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, 22 Ekim 2026 tarihinde partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin siyasal gündemine, demokratikleşme tartışmalarına ve Kürt sorununun çözümüne yönelik yürütülen sürece ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin ilerlemesi için açıklamaların somut siyasi ve hukuki adımlarla desteklenmesi gerektiğini belirten Doğan, özellikle Barış ve Siyasallaşma Kurulu'nun neden faaliyete geçirilmediğinin açıklanmasını istedi.
Doğan'ın, sürecin ilerleyişine ilişkin kullandığı ifadeler, DEM Parti'nin karar alma mekanizmalarındaki gecikmelere yönelik eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.
Parti Sözcüsü, barışın kalıcı bir zemine oturtulabilmesi için karşılıklı güvenin güçlendirilmesi, demokratik siyaset kanallarının genişletilmesi ve kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi gerektiğini vurguladı.
İKİ YILLIK SÜREÇTE ATILAN ADIMLAR VE YANITSIZ KALAN SORULAR
Ayşegül Doğan, açıklamasında 22 Ekim 2024 tarihinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin TBMM Genel Kurulu'nda Abdullah Öcalan'a yönelik yaptığı çağrıyı hatırlattı.
Bu çağrının Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne ilişkin yeni bir siyasal tartışma başlattığını belirten Doğan, aradan geçen iki yıllık dönemde atılan adımlarla mevcut durumun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
DEM Parti Sözcüsü, silahlı hareketin yaptığı ateşkes, fesih, silah imhası ve geri çekilme açıklamalarına işaret ederek bunların ardından demokratik siyaset ve hukuki düzenlemeler alanında hangi adımların atılacağının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Doğan'a göre sürecin yalnızca görüşmelerle sürdürülmesi yeterli değil. Atılan adımların toplumsal yaşamda karşılık bulması, hukuki güvencelerin oluşturulması ve sürecin işleyişine ilişkin belirsizliklerin ortadan kaldırılması gerekiyor.
İktidar temsilcilerinin sürecin kendi mecrasında ilerlediği yönündeki açıklamalarına karşılık Doğan, bunun somut gelişmelerle ortaya konulması gerektiğini savundu.
ÖCALAN'IN KOŞULLARI VE DİYALOG MEKANİZMASI GÜNDEMDE
DEM Parti Sözcüsü'nün açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri de Abdullah Öcalan'ın süreçteki konumu ve iletişim koşulları oldu.
Doğan, DEM Parti İmralı Heyeti'nin gerçekleştirdiği ziyaretlere rağmen Öcalan'ın görüşme ve iletişim koşullarında beklenen düzenlemelerin yapılmadığını ileri sürdü.
Aile görüşmelerinin düzenli bir takvime bağlanmadığını belirten Doğan, sürecin sağlıklı yürütülmesi için görüşme mekanizmalarının daha açık ve işler hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.
DEM Parti, Öcalan'ın sürece etkin katılımının sağlanmasını çözüm girişiminin önemli unsurlarından biri olarak değerlendirirken, Barış ve Siyasallaşma Kurulu'nun faaliyete geçirilmesini de bu çerçevede talep ediyor.
HUKUKİ DÜZENLEMELERDE BELİRSİZLİK ELEŞTİRİSİ
Ayşegül Doğan, demokratik siyasetin önünün açılmasına yönelik hukuki düzenlemelerin uygulanması konusunda belirsizliklerin sürdüğünü savundu.
DEM Parti'nin beklentileri arasında, silahsızlanma ve toplumsal bütünleşmeye ilişkin hukuki mekanizmaların netleştirilmesi, ilgili kurulların işleyişinin açıklanması ve siyasi katılım kanallarının güçlendirilmesi bulunuyor.
Doğan, diyalog kanallarının açık tutulmasını önemli bulduklarını ancak görüşmelerin somut sonuçlara dönüşmesinin de gerekli olduğunu belirtti.
Bu açıklamalar, barış sürecinin yalnızca güvenlik ve silahsızlanma boyutuyla değil; hukuk devleti, temel haklar, demokratik temsil ve toplumsal katılım boyutlarıyla da ele alınması gerektiği yönündeki DEM Parti yaklaşımını ortaya koydu.
CEZAEVLERİNDEKİ HAK İHLALLERİNE DİKKAT ÇEKTİ
DEM Parti Sözcüsü, açıklamasında cezaevlerinde yaşandığını belirttiği hak ihlallerini de gündeme getirdi.
Uzun yıllardır tutuklu veya hükümlü bulunan kişilerin infaz süreçlerinde yaşanan sorunlara değinen Doğan, cezaevi idare ve gözlem kurullarının kararlarını eleştirdi.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği'nin (ÖHD) verilerine atıfta bulunan Doğan, son üç ayda en az 90 mahpusun infazının uzatıldığını söyledi. Bu sayı, Doğan'ın aktardığı dernek verisi olup bağımsız olarak doğrulanmış bir toplam olarak değerlendirilmemeli.
Doğan, demokratikleşme hedefinin dile getirildiği bir dönemde cezaevlerindeki uygulamaların da bu hedefle uyumlu olması gerektiğini savundu.
DEM PARTİ'DEN SOMUT ADIM ÇAĞRISI
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da 20 Ekim'de TBMM'de yaptığı grup konuşmasında benzer talepleri gündeme getirmişti.
Bakırhan, Barış ve Siyasallaşma Kurulu'nun gecikmeden kurulması gerektiğini savunmuş, silahsızlanmanın sonuçlandırılabilmesi için işleyen bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etmişti.
Meclisin daha fazla sorumluluk üstlenmesini isteyen Bakırhan; hukuki güvencelerin oluşturulması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güçlendirilmesi ve demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulunmuştu.
Doğan'ın son açıklaması da DEM Parti yönetiminin bu konulardaki taleplerini sürdürdüğünü gösteriyor.
BARIŞ SÜRECİNDE YENİ AŞAMANIN BELİRLEYİCİ BAŞLIKLARI
Türkiye'de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne ilişkin tartışmalar sürerken, önümüzdeki dönemin temel başlıkları arasında kurulun ne zaman çalışmaya başlayacağı, hukuki düzenlemelerin nasıl uygulanacağı ve sürecin hangi mekanizmalarla ilerletileceği bulunuyor.
DEM Parti, gecikmelerin kamuoyunda güvensizlik oluşturabileceğini savunuyor. Buna karşılık iktidar temsilcileri sürecin kendi işleyişi içerisinde devam ettiğini belirtiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki temel tartışma, sürecin ilerleme hızı ve somut adımların takvimi üzerinde yoğunlaşıyor.
Doğan'ın süreci bekleten bir müdahale olup olmadığına ilişkin soruları ise siyasi bir sorgulama niteliği taşıyor. Sürece dışarıdan veya kurumlar içinden gizli bir müdahale yapıldığına ilişkin doğrulanmış bir bulgu açıklanmış değil.
Gelinen aşamada yanıt bekleyen temel soru şu: Barış ve demokratikleşme hedefleri, hangi takvim ve hangi somut hukuki adımlarla hayata geçirilecek?
Ayşegül Doğan'ın açıklamaları, bu sorunun önümüzdeki dönemde siyasi gündemdeki önemini koruyacağına işaret ediyor.


