SIRBİSTAN “GELECEĞİN ÖNCE ŞEKİLLENDİĞİ BİR ÜLKE”* OLABİLİR Mİ?
Geçen yıl seslerini duyurmak için 1300 km’den (780 mil) fazla bisiklet sürmek zorunda kalan öğrencilerin inatçı mücadeleleri dünyayı şaşkınlığa uğrattığı gibi bir kader değişimini de beraberinde getirdi. Uydurma delillerle gözaltına alınma, yasadışı gözetim, tehditler ve iş kayıplarıyla durdurulmaya çalışılan
protestoların ardından, öğrenciler Avrupa’yı Sırbistan’a getirme isteklerini gerçekleştirmeyi başarmış görünüyorlar. Nisan ayında, onlarca öğrenci Fransa’nın Strasbourg kentine ulaşmak amacıyla bisikletle Sırbistan’dan yola çıkmıştı. On üç gün süren bu çetin, bir o kadar da cesaret ve kararlılık isteyen kıtalararası yolculuğun amacı çok basitti; seslerini Avrupa’ya ve dünyanın diğer yanına duyurmak.
Strasbourg’a yaptıkları yolculuğun amacı, ülkelerinde demokratik değerlerin giderek derinleşen erozyonuna dikkat çekmek ve mücadeleyi sıcak tutmaktı. Öğrenciler, Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu üyeleri ve diğer yetkililerle görüştüler. Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yazdıkları açık mektupta, “Sırbistan’ın Avrupa’nın desteğine ihtiyacı var. Sırbistan’dan kaçmak için Avrupa’ya doğru yolculuk etmiyoruz. Onu geri getirmek için yolculuk ediyoruz.” diye yazıyorlardı.
Öğrenciler, memleketleri Voyvodina’nın merkezi olan Novi Sad’daki ana tren istasyonunda meydana gelen ölümcül çatı çökmesinin ardından neredeyse her gün protesto gösterileri düzenliyorlardı. Hesap verebilirlik ve adalet talepleri ülke geneline yayılırken, coplu polis saldırısı, göz yaşartıcı gaz, korku, dehşet ve daha da ötesi bu gençler kendilerini hain ve terörist olarak damgalayan bir siyasi sınıfla karşı karşıya kalmışlardı.
Kararlı mücadeleleri sonuç vermiş ve öğrenciler, Sırbistan sokaklarından iktidarın koridorlarına doğru yürümeyi başarmışlardı. Onların mücadeleleri, dünya çapında manşetlere taşındı. 1992’deki Yugoslavya’nın dağılmasından bu yana en yüksek katılımın görüldüğü seçimlerde seçmenlerin %50’sinden fazlası, giderek otoriterleşen lider Aleksandar Vučić’i devirmek ve başında bulunduğu partinin 14 yıllık iktidarına son vermek için öğrencileri destekledi. Guardian’ın bir başyazısında belirttiği gibi, bu, “son Avrupa tarihindeki en dikkat çekici seçim sonuçlarından biriydi.”
Öğrencilerin bu olağanüstü başarısı, Avrupa’nın haftalarca süren protestolarla sarsıldığı bir dönemde gerçekleşti. Porto’dan Paris’e, Madrid’den Milano’ya kadar analistler, çeşitli protestoları birbirine bağlayan ortak bir noktaya dikkat çektiler: Toplumsal sözleşmenin bozulduğu ve genç nesillerin gelecekte ebeveynlerinden daha kötü durumda olacakları endişesinin korkutucu bir şekilde yayıldığına hem fikirlerdi.
Sırbistan’daki seçim sonuçları, bu protestoların siyaseti yeniden şekillendirme gücünü gözler önüne seriyor diye belirtti doktora sonrası araştırmacılık yapan Aleksandar Matković. WikiLeaks kurucusu Julian Assange’ın bir zamanlar Belgrad’da bir röportajda söylediği gibi, Sırbistan: “geleceğin önce şekillendiği bir ülke” olabilir mi?
Matković, öğrenci hareketinin içindeki rolünden yola çıkarak, öğrencilerin siyasete girişleri için zemin hazırlarken altı saate kadar uzayan tartışmaları örnek göstererek, zaferlerine giden tüm süreci benzersiz bir şekilde anlattı. “Dünya yakından izlemeli: çok farklı bir siyasetin başlangıcına tanık olabilir,” diye yazdı.
Onların zaferleri Sırbistan genelinde sevinç yarattı ve on binlerce coşkulu insan ülke genelinde sokaklara döküldü. 24 yaşındaki Sara Guardian’a: “Polisin bizi dövdüğü, jandarma karşısında sayısız kez geri çekildiğimiz sokaklarda şimdi zafer kazanmış olarak duruyor olmamız çok garip,” dedi.
Hareket şimdi muazzam bir görevle karşı karşıya; özellikle de hiyerarşisi veya lideri olmadığı göz önüne alındığında. On yıldan uzun bir süredir Vučić’in partisi devleti dönüştürmüş, medya üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmış, kurumları partiye sadık kişilerle doldurmuş ve bakanlıkları ve Sırp kurumlarını siyasi araçlar olarak kullanmıştır.
Kazanan siyasi hareket, Kasım 2024’te Novi Sad tren istasyonunda bir sundurmanın çökmesi ve 16 kişinin ölümüne yol açan olaydan sonra ülke çapında başlayan öğrenci protestolarından doğdu. Öğrenciler trajediyi kamu sektöründeki yolsuzluğa bağladılar ve şeffaflık ve adalet talep ettiler. Ancak çağrıları karşılık bulmayınca, protestoları daha da güçlendi ve akademisyenlerden, öğretmenlerden ve geniş halk kitlelerinden destek gördü. Mayıs 2025’te erken seçim çağrısında bulundular ve aday belirlemeye başladılar. Öğrenciler kendileri aday olmak yerine, yalnızca akademisyenlerden değil, çiftçilerden, avukatlardan, sanatçılardan, öğretmenlerden ve eski bir basketbol oyuncusu da dâhil olmak üzere güvenilir isimlerden oluşan bir liste oluşturdular.
Hareket, parlamentodaki 250 sandalyenin 140’ını kazanarak, akademisyenlerden sporculara kadar uzanan ve seçim öncesinde öğrenci meclisleri aracılığıyla seçilen aday listesiyle çok rahat bir çoğunluk sağlamayı başardı. Adaylardan birinin meslektaşlarına söylediği gibi, en büyük öncelik ülkenin “sosyal ve psikolojik arınması“ydı.
Hareket şimdi, ülkeyi yolsuzluktan arındırmayı, yargıyı, yozlaşmış medyayı reforma etmeyi ve sağlık hizmetlerine erişimi iyileştirmeyi içeren 11 maddelik bir planı uygulamaya geçirmeye çalışıyor. Hareketin bir üyesi Guardian’da şöyle yazdı: “Bu zaferin sonucu olarak ne mucizeler vaat ediyoruz ne de bekliyoruz. Aksine, Sırbistan için temelden radikal bir şey umuyoruz: normal, işleyen kurumlar.”
Hareketin iktidar planları gün be gün şekillenirken, cesur deneylerinin etkisi Sırbistan’ın çok ötesinde hissedileceğinin de işaretini veriyor.
Protesto ve mücadelenin beşiğinde; Pandemi sırasında COVID-19 ilaçları üzerinde çalışan bir organik kimyager. Robot tasarımına yardımcı olmuş bir elektrik mühendisi. Galaksi evrimini inceleyen bir astrofizikçi, bir eğitim araştırmacısı, bir sosyolog, çeşitli siyaset bilimciler, ekonomistler, doktorlar ve tıp araştırmacıları yer almaktadır. Hepsi de dünyanın en zeki parlamentosu olabilecek bir meclise seçildi. 25 Ekim’de Sırbistan’da öğrenci liderliğindeki muhalefet hareketinin zaferinden sonra, Öğrenci Listesi – Öğrenciler Kazanıyor adlı grup, Sırbistan’ın 250 üyeli Ulusal Meclisi’nde 141 temsilciye sahip oldu. Bunların onlarcası akademik dünyadan geliyor ve yarısından fazlası doktora veya tıp doktoru derecesine sahip. Şimdi bu grup, cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in 14 yıllık popülist otoriter yönetiminden sonra, Sırbistan için yeni bir yol haritası çizmek ve hükümeti kurmakla görevlendirildi.
Öğrenci Listesi, yolsuzlukla mücadele etmeyi, liyakat, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğünü tesis etmeyi vaat ediyor. Ancak bu kadar çok akademisyenin birdenbire iktidarın merkezine yakınlaşmasıyla birlikte, Sırp araştırmacılar ülkenin bilim ve yükseköğretim alanında da büyük değişiklikler umuyorlar. Vučić döneminde akademik özgürlük aşındı, üniversiteler son derece siyasallaştı ve eleştirmenler dışlandı. Öğrenci Listesi daha fazla akademik özerklik, daha istikrarlı bilim fonlaması ve uygun fiyatlı eğitimin hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Aynı zamandı ülkenin sürekli beyin göçünü durdurmayı da umuyor. Yeni hükümetin öncelikle hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmesi ve yolsuzlukla kesintisiz mücadele etmesi konusunda herkes hem fikir, programın hayata geçmesi tabii ki zaman alacak, ancak değişimin pırıltıları ufukta açıkça görülüyor.
Vučić hükümeti, üniversiteleri ve akademisyenleri kendi politikalarına uymaya zorlamak ve üniversite yönetim kurullarına siyasi müttefiklerini atamakla suçlanıyor. Sadakatsiz olduğu iddia edilen bazı akademisyenler işlerini kaybetmişti. UNS’de kimyager olan ve yeni seçilen Marija Lesjak, “Bir üniversite, siyasi sonuçlardan korkmadan düşünme, araştırma yapma ve eleştiri sunma özgürlüğüne sahip olmalıdır” diyor. Siyasi baskının bir kaynağı, tüm işlemleri ülke hazinesi üzerinden yönlendiren merkezi bir mali yönetim sistemiydi. Araştırmacılar ayrıca bilim fonlamasının daha liyakat esaslı olmasını istiyorlar. Vučić döneminde, “Fonlar sıklıkla liyakate değil, siyasi veya kişisel bağlantılara göre dağıtılıyordu; bu da bilimsel çalışmaların kalitesini ciddi şekilde baltalıyordu,” diyor UNS’de fizikçi olan ve Öğrenci Listesi adayı olan Miodrag Krmar.
Şimdi hareketin bir başbakan seçmesi gerekiyor. Muhtemelen yılsonuna kadar bir cumhurbaşkanlığı seçimi de yapılacak. Sırbistan’da yıllardır süren yapıyı dönüştürmek kolay ve hızlı bir süreç olmayacağı aşikâr olsa da öğrenciler, ilham verici bir örnek teşkil ederek, akademisyenlere ve toplumun geri kalanına, ulusal bir popülistin iktidarı sağlamlaştırmış gibi göründüğü durumlarda bile değişimin mümkün olduğunu gösterdiler.
Akademisyenlerin iki yıllık isyana verdiği desteğin, halkın bilim insanlarına bakış açısını değiştirdiği umudu gittikçe yükseliyor. Toplumda elitist olarak görülen üniversite profesörleri, öğrencilerle birlikte sokaklara dökülerek, çoğu zaman öğrencilerle polis arasında fiziksel bir bariyer oluşturdular. Onlardan biri şöyle diyor: “Biz bu toplumun bir parçası olduğumuzu, tüm kalbimizle ve ruhumuzla gösterdik ve ortak değerlerimizi ve özgürlüğümüzü savunmak için her şeyi yapmaya hazırız.”


