VARTO’DA JEOTERMAL PROJESİNE KARŞI 173 GÜNLÜK DİRENİŞ: İHD DERSİM ŞUBESİ’NDEN EKOLOJİ MÜCADELESİNE GÜÇLÜ DAYANIŞMA

2 Kasım’da gerçekleştirilecek keşif öncesinde Varto’daki direniş çadırını ziyaret eden İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi heyeti, insan hakları mücadelesinin doğayı, yaşam alanlarını ve ekolojik hakları savunmaktan ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Heyetin ziyareti, 173 gündür devam eden jeotermal proje karşıtı direnişe önemli bir dayanışma desteği oldu.

VARTO’DA 173 GÜNDÜR SÜREN YAŞAM MÜCADELESİ

Muş’un Varto ilçesinde jeotermal projeye karşı başlatılan çadır direnişi 173. gününe ulaşırken, bölge halkının doğasını, toprağını, suyunu ve yaşam alanlarını koruma mücadelesine demokratik kitle örgütlerinden destek ziyaretleri devam ediyor.

Varto’da 2 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilecek keşif öncesinde, İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi Eş Başkanları Özgür Ateş ve Nurşat Yeşil ile Yönetim Kurulu Üyeleri Hüseyin Yaşar Sezgin ve Feti Katurman, direniş çadırını ziyaret ederek bölge halkıyla dayanışma gösterdi.

Ziyaret, yalnızca bir destek buluşması değil; insan hakları, çevre hakkı, ekolojik adalet ve yaşam alanlarının korunması arasındaki güçlü bağın vurgulandığı önemli bir dayanışma olarak öne çıktı.

İHD: İNSAN HAKLARINI SAVUNMAK, DOĞAYI VE YAŞAMI DA SAVUNMAKTIR

Direniş alanında açıklamalarda bulunan İHD Dersim Şubesi temsilcileri, insan haklarını savunurken aynı zamanda doğanın, ekolojik yaşamın ve doğal varlıkların korunmasını da savunduklarını ifade etti.

İnsan hakları mücadelesinin yalnızca bireysel özgürlükler ve temel demokratik haklarla sınırlı olmadığını ortaya koyan bu yaklaşım, insanların sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkının da temel bir hak olduğu gerçeğine dikkat çekti.

Heyetin açıklamalarında öne çıkan temel mesaj, insan yaşamıyla doğanın birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceği ve ekolojik tahribata karşı mücadelenin insan hakları savunuculuğunun da bir parçası olduğuydu.

Bu yaklaşım, Varto’da devam eden direnişin yalnızca yerel bir çevre itirazı olarak değil, doğa hakkı, ekolojik adalet ve gelecek kuşakların yaşam koşulları çerçevesinde de ele alınması gerektiğini gündeme taşıdı.

2 KASIM KEŞFİ ÖNCESİNDE KRİTİK DAYANIŞMA

Varto’daki jeotermal proje tartışmalarında gözler şimdi 2 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilecek keşfe çevrilmiş durumda.

Bölge halkının doğaya ve yaşam alanlarına yönelik kaygılarının gündeme geldiği bu süreçte yapılacak keşif, projenin çevresel etkilerine ilişkin tartışmalar bakımından önem taşıyor.

Keşif öncesinde İHD Dersim Şubesi heyetinin direniş alanına gelmesi, bölge halkının taleplerinin duyurulması ve sürecin kamuoyu tarafından izlenmesi açısından dikkat çekici bir gelişme oldu.

Çevresel etkilerin bilimsel verilerle değerlendirilmesi, yerel halkın kaygılarının dikkate alınması, ilgili hukuki süreçlerin şeffaf yürütülmesi ve doğabilecek risklerin ortaya konulması, keşif sürecinin temel önemini oluşturuyor.

Varto halkının 173 gündür sürdürdüğü direniş, bu yönüyle yalnızca bir projeye yönelik itirazı değil, kendi yaşam alanlarını ilgilendiren kararlarda söz sahibi olma talebini de görünür kılıyor.

DOĞA TALANINA KARŞI EKOLOJİK HAKLAR VURGUSU

İHD Dersim Şubesi temsilcilerinin açıklamaları, çevre hakkının insan haklarıyla doğrudan ilişkisini bir kez daha gündeme getirdi.

Temiz suya erişim, sağlıklı bir çevrede yaşama, doğal varlıkların korunması ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakılması, günümüzde insan hakları tartışmalarının da önemli başlıkları arasında bulunuyor.

Jeotermal enerji projeleri ise uygulanacak teknolojiler, sondaj faaliyetleri, su kaynaklarının kullanımı, atık yönetimi ve bölgenin jeolojik özellikleri bakımından bilimsel ve çevresel değerlendirmeler gerektiriyor.

Bu nedenle Varto’da sürdürülen mücadelede öne çıkan temel meselelerden biri, projenin bölgenin ekolojik dengesi ve yerel yaşam üzerindeki olası etkilerinin yeterince araştırılması ve kamuoyuyla paylaşılması talebi.

Doğal kaynakların korunmasını savunan bölge halkının itirazları, ekonomik faaliyetlerin çevresel sorumluluklardan ve insan sağlığını koruma yükümlülüğünden bağımsız değerlendirilemeyeceğine ilişkin daha geniş bir tartışmanın da parçasını oluşturuyor.

173 GÜNLÜK DİRENİŞ, TOPLUMSAL DAYANIŞMANIN BULUŞMA NOKTASI

Varto’da 173 gündür devam eden çadır direnişi, bölge halkının yaşam alanlarına ilişkin kaygılarını ve taleplerini gündemde tutan uzun soluklu bir hak arama mücadelesine dönüşmüş durumda.

Aylar boyunca sürdürülen direniş, ekolojik sorunların yalnızca teknik veya ekonomik boyutlarıyla değil, toplumsal, kültürel ve insani sonuçlarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

İHD Dersim Şubesi heyetinin gerçekleştirdiği ziyaret ise doğa mücadelesi ile insan hakları savunuculuğu arasındaki dayanışmayı görünür kıldı.

Dersim’den Varto’ya uzanan bu dayanışma, çevresel sorunların idari sınırları aşan ortak bir sorumluluk alanı olduğunu da hatırlattı.

GÖZLER 2 KASIM’DA: VARTO’NUN DOĞASI VE GELECEĞİ GÜNDEMDE

2 Kasım keşif günü yaklaşırken Varto’da 173 gündür devam eden çadır direnişi, çevresel kaygıların, demokratik katılım taleplerinin ve ekolojik hakların gündeme taşındığı bir mücadele alanı olmayı sürdürüyor.

İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi heyetinin ziyaretiyle birlikte, insan haklarını savunmanın doğayı ve yaşamı savunmayı da kapsadığı yönündeki mesaj bir kez daha öne çıktı.

Varto’da yürütülen mücadelenin merkezinde ise bölge halkının toprağını, suyunu, doğal yaşamını ve gelecek kuşaklara bırakacağı çevreyi koruma talebi bulunuyor.

173 gündür Varto’da yükselen talep açık: Doğal yaşam alanlarının korunması, halkın kaygılarının dikkate alınması ve geleceği ilgilendiren kararların bilimsel, hukuki ve demokratik ilkeler doğrultusunda alınması.

2 Kasım keşfi öncesinde Varto’daki çadır direnişi sürerken, insan hakları savunucularının ekolojik mücadeleyle dayanışması da devam ediyor.
Haber-Gazeteci Ali Cenap Fırat