KÜRECİKLİ AYDIN VE YAZARLARIMIZ
Bir toplumun zenginliği, yetiştirdiği insanların birikimini ne kadar tanıdığı ve bu birikimi ortak yaşamına ne kadar katabildiğiyle de ölçülür. Yazılan bir kitap, yalnızca yazarının emeği değildir; içinden çıktığı coğrafyanın, yaşanmışlıkların ve insan hikâyelerinin izlerini de taşır. Kürecikli aydın ve yazarlarımızın kitaplarını tanıtmaya başladığımızda birkaç yazarımızı ve eserini biliyordum. Fakat şiir, roman, tarih ve farklı alanlarda böylesine emek vermiş çok sayıda insanımız olduğunu açıkçası bilmiyordum. Her yeni kitapla birlikte hem sevindim hem de kendime dönüp bir soru sordum: Aynı köklerden geldiğimiz bu insanlardan nasıl bu kadar habersiz kalmıştık?
Sevincim, toplumumuzun düşünsel ve kültürel birikimini görmekten kaynaklanıyordu. Üzüntüm ise bu emeği yeterince tanımamış, tanıtmamış ve toplumumuzla buluşturamamış olmamızdandı. Yıllarca verilen emeğin görünür olması, kitapların okunması ve üzerlerinde konuşulması gerekiyor. Çünkü bir eser, okuruyla buluştuğunda yeni sorulara, düşüncelere ve üretimlere kapı açar.
Burada hepimizin kendine düşen payı düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Bireyler olarak birbirimizin çalışmalarını ne kadar takip ettik? Kurumlarımız bu eserleri toplumla buluşturmak için ne kadar alan açtı? Aydın ve yazarlarımızla halkımız arasında ne kadar güçlü, sürekli bir bağ kurulabildi? Bu soruları birbirimizi suçlamak için değil, eksiklerimizi anlayıp tamamlamak için sormalıyız.
Aydınlarımızın ve yazarlarımızın da bu ortak çabanın içinde önemli bir yeri var. Eserlerini tanıtmaları, deneyimlerini paylaşmaları ve toplumla daha yakın ilişkiler kurmaları bu bağı güçlendirebilir. Aynı şekilde bizlerin de okumaya, dinlemeye, soru sormaya ve üretilen emeğe sahip çıkmaya açık olması gerekiyor. Birbirini tanımak, karşılıklı emek ister.
Bugün görünür olmaya başlayan bu zenginlik hepimiz için bir imkândır. Kitap tanıtımlarıyla başlayan buluşmayı söyleşilerle, okuma günleriyle ve ortak çalışmalarla sürdürebiliriz. Yazarlarımızı gençlerle buluşturabilir, eserlerini yeni kuşaklara tanıtabiliriz. Böylece bir kişinin yıllar içinde oluşturduğu birikim, başka bir insanın öğrenme ve üretme yolculuğuna katkı sunabilir.
Dünya Kürecikliler Platformu’nda yürüttüğümüz çalışmayı da bu anlayışla büyütmek istiyoruz. Her tanıtımın ardından bir merak, her merakın ardından bir okuma ve her okumanın ardından yeni bir bağ kurulmasını önemsiyoruz.
Geçmişteki eksiklerimizi kabul etmek, geleceğe karşı sorumluluk almaktır. Hiçbir şey için geç değil. Önümüzdeki günlerde, aylarda ve yıllarda bu uzaklığı hep birlikte azaltabiliriz.
Bu kadar aydını ve yazarı olan bir toplumun sevincini yaşayalım; o sevince yakışan sorumluluğu da üstlenelim. Emeklerini tanıyalım, eserlerini okuyalım ve birbirimizi toplumumuzla buluşturalım.
Çünkü ortak bir kültür, birbirimizin emeğini gördüğümüz, dinlediğimiz ve gelecek kuşaklara aktardığımız ölçüde yaşar.


