AYRILIKLARI DEĞİL, ORTAK GÜCÜ BÜYÜTME ZAMANI
Türkiye’de demokratik, sosyalist ve ilerici güçlerin yıllardır aşamadığı en temel sorunlardan biri, farklılıklarını ortak bir siyasal güce dönüştürememeleridir. Farklı düşünmek sorun değildir. Aksine demokrasi, farklı düşüncelerin varlığıyla anlam kazanır. Sorun; her farklılığı bir ayrılık nedeni yapmak, kendi doğrusunu tek doğru kabul etmek ve ortaklaşmayı geri adım atmak gibi görmektir.
Yıllardır benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz: Her parti kendi yolunda, her kurum kendi alanında, her çevre kendi doğrularının etrafında hareket ediyor. Bazen bir kelime, bir açıklama veya geçmişten kalan bir tartışma, çok daha büyük ortaklıkların önüne geçebiliyor.
Oysa birlik aynılaşmak değildir. Birlik; farklılıklarını koruyarak ortak meselelerde yan yana gelebilmektir. Kendi düşüncenden vazgeçmeden başkasının düşüncesine de yaşam alanı açabilmektir. Gerçek demokratik kültür de burada başlar.
Yirmi yılı aşkın süredir sağ ve muhafazakâr siyasetin iktidarın merkezinde olduğu bir ülkede, demokratik, sosyalist ve ilerici güçlerin neden güçlü ve kalıcı bir ortak irade oluşturamadığı ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Yalnızca iktidarları eleştirmek yeterli değildir; demokratik muhalefetin de kendi parçalanmışlığıyla yüzleşmesi ve özeleştiri yapabilmesi gerekir.
Yoksulluk, eşitsizlik, adalet, hukuk, özgürlükler, Kürt sorunu ve toplumsal barış gibi temel meseleler yıllardır önümüzde duruyor. Böylesine büyük sorunlar karşısında küçük farklılıkları büyütüp birbirimizden uzaklaşmak, sonuçta ortak mücadeleyi zayıflatır.
Siyaset yalnızca “Ben haklıyım” diyebilmek değildir. Siyaset, savunduğun düşünceleri toplumda karşılığı olan bir güce dönüştürebilmektir. Bunun yolu konuşmaktan, birbirini dinlemekten, eleştiri kadar özeleştiriyi de kabul etmekten ve ortak noktalarda buluşabilmekten geçer.
Çünkü halkın ihtiyacı kimin daha sosyalist, kimin daha demokrat veya kimin daha ilerici olduğuna ilişkin bitmeyen tartışmalar değildir. Halk kendi yaşamına dokunan, sorunlarına çözüm arayan ve geleceğine umut verebilen bir siyaset görmek ister.
BİZ BÜYÜDÜKÇE ORTAK GÜÇ BÜYÜR.
Bugün ihtiyaç duyulan şey hiç kimsenin kendi kimliğinden, düşüncesinden veya örgütsel yapısından vazgeçmesi değildir. İhtiyaç duyulan; farklı kimliklerin ve düşüncelerin demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik ve toplumsal barış gibi temel değerlerde ortaklaşabilmesidir.
Birliktelik, farklılıkları yok etmek değil; farklılıkların üzerinde ortak bir gelecek kurabilmektir.
Çünkü büyük toplumsal değişimler yalnızca doğru düşüncelere sahip olmakla gerçekleşmez. O düşünceleri ortak bir iradeye, toplumsal dayanışmaya ve birlikte hareket edebilme gücüne dönüştürmek gerekir.
Artık mesele sürekli “Kim daha haklı?” diye tartışmak olmamalıdır. Farklı düşüncelerimiz, farklı geçmişlerimiz ve farklı yollarımız olabilir. Ancak bunların hiçbiri ortak değerlerde yan yana gelmemize engel değildir.
Birbirimizi yenmeye değil, birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var.
Birbirimizi küçültmeye değil, ortak mücadeleyi büyütmeye ihtiyacımız var.
Çünkü farklılıklarımız bizi ayırmak zorunda değildir. Doğru bir demokratik kültür ve ortak iradeyle farklılıklarımız aynı zamanda gücümüz olabilir.
Ve belki bugün söylememiz gereken en sade söz şudur:
**AYRI AYRI HAKLIYIZ;
BİRLİKTE ÇOK ŞEY DEĞİŞTİREBİLİRİZ


