Bu Üs Bizim Değil, Büyük Güçlerin Korumasıdır
Mustafa Kızılöz – Kürecik’ten Merhaba. Türkiye’de olsun, Kürecik’te olsun, Ortadoğu’da yıllardır süren savaşlar ve çatışmalar bölge halkının gündeminden hiç düşmüyor. Oysa bizler, bu coğrafyanın insanları olarak komşularımızla barış ve huzur içinde, halkların kardeşliğine inanarak yaşamak istiyoruz.
Uzun yıllardır devam eden Suriye savaşı hâlâ bölgede büyük yıkımların ve insani dramların kaynağı olmaya devam ederken, İsrail ile İran arasında yaşanan gerilim ve çatışmalar da bu zincirin son halkası olarak karşımıza çıkıyor. Bölgedeki bu gelişmelerin, büyük güçlerin Ortadoğu üzerindeki hâkimiyet mücadelesi ve yer altı kaynaklarına yönelik stratejik hesaplarıyla bağlantılı olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Müdahalelerin “demokrasi getirme” söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışıldığı düşüncesi ise bölge halkında derin bir güvensizlik yaratıyor.
Kürecik halkı olarak yakından bildiğimiz bir gerçek var: 2012 yılında NATO tarafından balistik füze saldırılarına karşı “erken uyarı radarı” olarak faaliyete geçirilen üs, daha ilk gününden itibaren tartışmaların odağında yer aldı. O dönem yalnızca Kürecik’ten değil, Türkiye’nin dört bir yanından otobüslerle gelen yurttaşlar bu üssü protesto etti. Çünkü birçok kişi bu tesisin Türkiye’nin güvenliğinden çok başka güçlerin güvenliği için kurulduğunu düşünüyor.
Son günlerde Patriot füzelerinin sevkiyatına dair haberler de kamuoyunda yeni endişelere yol açıyor. Bölgedeki olası bir büyük savaşın Türkiye’yi de içine çekebileceği korkusu, halkın zihninde giderek büyüyor. Böylesi bir senaryoyu düşünmek dahi istemiyoruz; çünkü savaşın kazananı olmaz. En ağır bedeli her zaman savunmasız çocuklar, işçiler ve yoksul halklar öder.
Zaten yıllardır ekonomik zorluklarla mücadele eden Türkiye halkı için savaş ihtimali, hayatı daha da ağırlaştıracak bir yük anlamına geliyor. Özellikle akaryakıt fiyatlarına gelen sürekli zamlar, üretimden ulaşıma kadar hayatın her alanını etkiliyor. Çiftçilikle geçinen insanlar artık tarlasını süremez, bahçesini işleyemez hâle geliyor. Akaryakıta gelen her zam, zincirleme şekilde tüm temel ihtiyaçlara yansıyor ve yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor.
Bu nedenle bölgede barışın sağlanması ve savaşların bir an önce sona ermesi hayati bir önem taşıyor. Ortadoğu’nun stratejik konumu, büyük güçlerin çıkar çatışmalarını beraberinde getiriyor. Kürecik’in coğrafi olarak bu bölgeye yakınlığı da buranın askeri ve siyasi açıdan yakından izlenen bir nokta olmasına neden oluyor.
Bugün yaşananları yalnızca bölgesel gerilimler olarak değil, küresel güç dengelerinin bir yansıması olarak görmek gerekir. Yükselen yeni ekonomik ve siyasi aktörlere karşı enerji yolları ve kaynakları üzerinde yürütülen mücadeleler, Ortadoğu’yu yeniden büyük güçlerin rekabet alanına dönüştürüyor.
Biz ise bu topraklarda yaşayan insanlar olarak, barıştan ve kardeşlikten yana olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki savaşların gerçek kaybedeni halklardır. Barış ise sadece bugünün değil, çocuklarımızın ve geleceğimizin de teminatıdır.

