Gazeteciler ve yurttaşlar birçok kentte meydanlara çıktı “Sansüre hayır, habere özgürlük

Türkiye’nin birçok kentinde gazeteciler, basın meslek örgütleri ve yurttaşlar, basın özgürlüğüne yönelik müdahalelere karşı bir araya geldi. Gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanması, medya kuruluşlarına kayyum atanması, haber sitelerine getirilen erişim engelleri ve sansür uygulamalarına tepki gösterilen eylemlerde, özgür ve bağımsız gazeteciliğin demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu vurgulandı. Meydanlardan yükselen ortak talep ise netti“Sansüre hayır, habere özgürlük”

Gazeteciler ve yurttaşlar birçok kentte meydanlara çıktı “Sansüre hayır, habere özgürlük

Basın özgürlüğü için ortak ses

Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin tartışmalar sürerken, gazeteciler ve yurttaşlar farklı kentlerde düzenlenen protesto gösterilerinde buluştu.

Basın meslek örgütlerinin çağrısıyla gerçekleştirildiği belirtilen eylemlerde, gazetecilere yönelik adli işlemler, medya kuruluşlarının yönetimine kayyum atanması ve dijital yayınlara getirilen erişim engelleri protesto edildi.

Eylemlere katılanlar, gazetecilik faaliyetlerinin cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmasının yalnızca basın çalışanlarını değil, toplumun haber alma hakkını da etkilediğini dile getirdi.

Gösterilerde, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, basın kuruluşlarının editoryal bağımsızlığının korunması ve ifade özgürlüğünü sınırlayan uygulamaların sona erdirilmesi istendi.

“Gazetecilik suç değildir”

Eylemlerin öne çıkan mesajlarından biri, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle uygulandığı savunulan gözaltı ve tutuklama kararlarına yönelik itirazlar oldu.

Basın özgürlüğünü savunan katılımcılar, gazetecilerin kamuyu ilgilendiren gelişmeleri araştırma, sorgulama ve kamuoyuna aktarma görevlerini baskı altında kalmadan yerine getirebilmesi gerektiğini vurguladı.

Gazetecilere yönelik işlemlerin hukuki gerekçelerinin şeffaf biçimde ortaya konulması, yargı süreçlerinde ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin anayasal güvencelerin gözetilmesi gerektiği belirtildi.

Kayyum uygulamaları ve erişim engelleri gündemde

Protestolarda öne çıkan bir diğer başlık, medya kuruluşlarına yönelik kayyum uygulamaları oldu.

Eylemciler, medya kuruluşlarının yönetimine yapılan müdahalelerin yayın politikaları, editoryal kararlar ve gazetecilerin çalışma koşulları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Basın kuruluşlarının bağımsızlığının korunması ve çoğulcu medya ortamının güvence altına alınması talep edildi.

İnternet haber sitelerine ve dijital içeriklere yönelik erişim engelleri de protestoların gündemindeydi.

Katılımcılar, haber içeriklerine erişimin kısıtlanmasının kamuoyunun farklı kaynaklardan bilgi edinme imkânını daralttığını belirterek, erişim engeli kararlarının hukuka uygunluk, gereklilik ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin meselesi değil

Gösterilerde dile getirilen temel görüşlerden biri de basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin mesleki haklarıyla sınırlı olmadığıydı.

Bağımsız gazetecilik; kamu kaynaklarının kullanımından çevre sorunlarına, insan hakları ihlali iddialarından ekonomik gelişmelere kadar toplumun yaşamını doğrudan etkileyen konuların araştırılmasında önemli bir işlev görüyor.

Basın özgürlüğünün sınırlandırılması, kamuoyunun farklı görüşlere ve bilgilere ulaşmasını da etkileyebiliyor.

Bu nedenle eylemlerde, haber alma hakkının korunmasının demokratik katılım, kamusal denetim ve hesap verebilirlik açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi.

Anayasal güvenceler ve uluslararası yükümlülükler

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26. maddesi ifade özgürlüğünü, 28. maddesi ise basın özgürlüğünü güvence altına alıyor.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi de ifade özgürlüğünü ve bilgi edinme hakkını koruyor. Bununla birlikte bu haklara yönelik sınırlamaların kanunla öngörülmesi, meşru bir amaç taşıması ve demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olması gerekiyor.

Basın meslek örgütlerinin dile getirdiği talepler, gazetecilik faaliyetlerine ilişkin müdahalelerin bu temel hukuki güvenceler çerçevesinde ele alınması gerektiği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Meydanlardan yükselen ortak talep: Özgür basın, özgür haber

Farklı kentlerde gerçekleştirildiği aktarılan gösteriler, Türkiye'de gazetecilik mesleğinin karşı karşıya bulunduğu sorunları bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıdı.

Gazeteciler, meslek örgütleri ve yurttaşlar; tutuklu gazetecilerin durumunun yeniden değerlendirilmesini, medya kuruluşlarının bağımsızlığının korunmasını ve haber alma hakkına yönelik sınırlamaların kaldırılmasını istedi.

Eylemlerin merkezinde ise gazetecilerin özgürce haber yapabildiği, yurttaşların farklı bilgi kaynaklarına erişebildiği ve kamusal tartışmaların çoğulcu biçimde sürdürülebildiği bir medya ortamı talebi yer aldı.

İstanbul'dan Ankara'ya protestolar

24 Ekim 2026 Cumartesi günü düzenlenen eylemlerde İstanbul'un Kadıköy ilçesinde Boğa Heykeli önünde toplanan kalabalık İskele Meydanı'na yürüdü. Yürüyüşte gazeteciler İsmail Arı ve Murat Ağırel'in serbest bırakılması yönünde sloganlar atıldı.

Ankara'da Kolej Meydanı'nda bir araya gelen gazeteciler Sakarya Caddesi'ne yürürken, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yapılan açıklamalarda da basın çalışanlarıyla dayanışma mesajı verildi. İzmir, Bursa, Eskişehir, Antalya, Adana, Van ve Diyarbakır da eylem çağrısının yapıldığı kentler arasında yer aldı.

TELE 1 ve Halk TV kararları protestoların gündeminde

Eylemlerin TELE 1'e kayyum atanmasının birinci yılına denk gelmesi dikkat çekti. Halk TV'ye yönelik kayyum kararı, T24'ün haber içeriklerine getirilen erişim engelleri ve gazeteciler hakkındaki tutuklama kararları da protestoların başlıca gerekçeleri arasında gösterildi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası, DİSK Basın-İş, Basın Konseyi ve diğer gazetecilik örgütlerinin ortak çağrısında, basın özgürlüğünün toplumun tamamını ilgilendiren temel bir hak olduğu vurgulandı.