Metin Göktepe’nin Katledilmesinin Üzerinden 30 Yıl Geçti
Devlet Gözetiminde İşkence, Bitmeyen Cezasızlık, Dinmeyen Adalet Talebi Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, 8 Ocak 1996’da yalnızca gazetecilik yaptığı için gözaltına alındı; götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda yüzlerce kişinin gözü önünde sistematik işkenceye maruz bırakılarak katledildi. Aradan geçen 30 yıla rağmen bu cinayet, Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik saldırıların ve devlet eliyle işlenen suçlarda cezasızlığın en çarpıcı simgelerinden biri olmayı sürdürüyor.
Henüz 28 yaşında olan Metin Göktepe, Alibeyköy’de cezaevlerinde hayatını kaybeden tutuklular için düzenlenen cenaze törenini izlemek üzere görev başındaydı. Basın kartını göstermesine, “Gazeteciyim” demesine rağmen polisler tarafından darbedilerek gözaltına alındı. Spor salonuna kapatılan onlarca kişiyle birlikte saatler süren işkenceye maruz kaldı. Bu işkence, bir gazetecinin yaşamına mal oldu.
Cinayetin ardından devlet refleksi bir kez daha devreye girdi. Gerçekler gizlenmeye çalışıldı, kamuoyuna “düştü, hayatını kaybetti” açıklamaları yapıldı. Ancak Metin Göktepe’nin ailesinin, meslektaşlarının ve insan hakları savunucularının yürüttüğü kararlı mücadele, bu yalan duvarını yıktı. Açılan davada işkencenin varlığı kabul edilmek zorunda kalındı. Yine de sorumluların büyük bölümü cezasız kaldı, verilen sınırlı cezalar ise adalet talebini karşılamadı.
Metin Göktepe davası, yalnızca geçmişte kalmış bir cinayet değil; bugün de süren bir yüzleşme çağrısıdır. Gözaltında işkencenin, kötü muamelenin ve gazetecilere yönelik şiddetin sürekliliğini gözler önüne seren bu dosya, “devletin karanlıkta kalan suçları”nın sembollerinden biri olarak hafızalara kazındı. Her yeni hak ihlalinde, her cezasızlık kararında Metin Göktepe’nin adı yeniden anılıyor.
Katledilişinin 30. yılında yapılan anmalarda insan hakları savunucuları ortak bir sesle şunu vurguladı:
“Metin Göktepe’yi unutmadık. Yaşananları unutturmayacağız. Katillerini biliyoruz. Adalet sağlanıncaya kadar bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.”
Metin Göktepe, gerçeği yazmanın bedelini hayatıyla ödeyen bir gazeteci olarak, bu ülkede hakikatin susturulamayacağının simgesi oldu. Onun adı, yalnızca bir cinayetin değil; özgür basın, insan onuru ve adalet mücadelesinin de adıdır. Aradan 30 yıl geçse de bu hesap kapanmadı, bu dosya kapanmadı. Çünkü adalet hâlâ yerini bulmadı.

