Malatya Katliamı Bombalı Suikastın Ardından Gelen Üç Günlük Linç
17 Nisan 1978’de Hamit Fendoğlu’na gönderilen bombalı paket, Türkiye tarihine yalnızca bir siyasi suikast olarak değil, organize bir toplumsal saldırının başlangıcı olarak geçti. Patlamada Fendoğlu ile birlikte gelini ve iki torunu yaşamını yitirdi.
Suikastın hemen ardından Malatya 'da gerilim hızla tırmandırıldı. “Milletim Uyan” başlıklı bildiriler dağıtıldı, belediye hoparlörlerinden Kur’an okunarak “Din elden gidiyor”, “Camilere bomba konuluyor” şeklinde anonslar yapıldı. Kentteki Aleviler, solcular ve demokrat kesimler açık biçimde hedef haline getirildi.
18 Nisan sabahından itibaren çevre il ve ilçelerden gelen binlerce kişi şehir merkezinde toplandı. Sopalar, zincirler, baltalar ve benzin bidonları taşıyan grupların önünde yüzleri maskeli kişiler vardı. Bu kişiler, önceden işaretlenmiş Alevi ve solcu yurttaşlara ait evleri, işyerlerini ve kurumları tek tek gösteriyor; yağma edilen mekânlar daha sonra ateşe veriliyordu.
Özellikle Cezmi Kartay, Fuzuli ve Turan Emeksiz caddeleriyle Akpınar, Yoğurtpazarı ve Başharık çevresinde yoğunlaşan saldırılar sırasında “Kahrolsun komünizm”, “Müslüman Türkiye” ve “Hamido’ya intikam” sloganları atıldı. Kısa süre içinde kent merkezi ağır bir yıkıma uğradı; cadde ve sokaklar yanmış eşyalar, kırılmış vitrinler, devrilmiş araçlar ve yoğun dumanla kaplandı.
Saldırıların ilerleyen saatlerde Alevi mahallelerine yönelmesiyle şiddet daha da büyüdü. Kadınlar darbedildi, genç kızlar tacize uğradı, mahalleler kuşatma altına alındı. Güvenlik güçlerinin etkisiz kalması ve itfaiyenin müdahalesinin engellenmesi, olayların büyümesinde belirleyici oldu.
Katliamın en çarpıcı olaylarından biri Çilesiz Mahallesi’nde yaşandı. Top oynarken isimleriyle çağrılarak bir araca bindirilen üç lise öğrencisi Naci, Sait ve Özcan saatler sonra Beylerderesi’nde ölü bulundu. İşkence gördükleri, kurşunlandıkları ve cesetlerinin demiryolu hattına bırakıldığı ortaya çıktı.
17-20 Nisan 1978 arasında süren saldırılar sonucunda 8 kişi yaşamını yitirdi, 100’den fazla kişi yaralandı. Yaklaşık 960 ev ve işyeri tahrip edildi; bunların 100’e yakını tamamen kullanılamaz hale geldi.
Bombalı pakette kullanılan patlayıcının, daha önce farklı saldırılarda kullanılan düzeneklerle benzerlik taşıdığı belirlendi. Şüpheler bu nedenle Ankara Nükleer Araştırma Merkezi çevresine yöneldi. Bazı isimler gözaltına alınsa da dava süreci sonuçsuz kaldı.
Malatya Katliamı, yalnızca can kayıpları ve yıkımla sınırlı kalmadı. Özellikle 12 Eylül sonrasında artan baskılarla birlikte çok sayıda Alevi, demokrat ve sol görüşlü yurttaş kenti terk etmek zorunda kaldı. Böylece Malatya’nın toplumsal, kültürel ve siyasal yapısı kalıcı biçimde değiştirildi.

